Milyarlarca dolarlık mali destek taahhüt edilen konferansta Almanya en büyük bağışçı oldu. Konferansta ayrıca BMGK’nın 2254 sayılı kararının uygulanmasına yönelik destek bir kez daha teyit edildi.

Dün düzenlenen ‘Suriye ve Bölgenin Geleceğinin Desteklenmesi Konferansı’ başlıklı 5. Brüksel Konferansı’nın katılımcıları, yaptıkları konuşmalarda Suriye’deki çatışmaya siyasi bir çözüm getirilmesi ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 2254 sayılı kararının uygulanmasına destek verdiler. Suriye’de ve komşu ülkelerdeki Suriyelilere yardım için 10 milyar dolara ihtiyaç olduğuna işaret edilirken bu rakamın ancak yarısına ulaşılabileceğine inanılıyor. Bunun yanı sıra Almanya, bu yıl için 1,9 milyar dolarlık mali destek taahhüdüyle konferanstaki en büyük bağışçı oldu.

Konferansa videolu mesaj gönderen Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ​​şunları söyledi:

“Sizi artan ihtiyaçları karşılamamıza yardım etmeye ve mali ve insani destek taahhütlerinizi artırmaya çağırıyorum. Suriye ekonomisi harap olmuş durumda. Şimdi ise yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla durum daha kötüleşti. Ailelerin neredeyse yarısı gelir kaynağını kaybetti. On Suriyeliden dokuzu yoksulluk içinde yaşıyor.”

BM, insani yardım ihtiyacının daha önce hiç bu kadar büyük olmadığına işaret ederek geçtiğimiz salı günü uluslararası bağışçıları, Kovid-19 salgınının ortasında iç savaştan kaçan Suriyelilere yardım etmeleri için 10 milyar dolar mali destek taahhüdünde bulunmaya çağırdı.

Dünyanın dört bir yanından ülkeler bağış yapmak için fon sıkıntısı çekerken ve Kovid-19 salgının etkileri ekonomilerini harap ederken İsveç mali desteği artırma sözü veren ilk bağışçılardan biri oldu.

Aynı şekilde Almanya, Suriye’ye mali yardımda bulunma sözü verdi. Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, son dört yıldır ülkesinin Suriye için yapılan bağışçılar konferansındaki ‘en büyük bağışçı’ olduğuna işaret ederek 1 milyar 738 milyon euroluk yardımda bulunacaklarını açıkladı.

Suriye’nin ve Bölgenin Geleceğinin Desteklenmesi konulu Beşinci Brüksel Konferansı, başta Lübnan, Ürdün ve Türkiye olmak üzere milyonlarca Suriyeli mülteciyi barındıran komşu ülkelere yardım etmeyi amaçlıyor.

Haziran 2020’de yapılan bir önceki konferansta Almanya, 1,6 milyar euroluk bağış taahhüdü ile en büyük bağışı yapan Avrupa Birliği (AB) üyesi ülke olmuştu.

Maas, Suriye ihtilafının başladığı Mart 2011’den bu yana Suriye nüfusunun yarısının ülkelerinden kaçmak zorunda kaldığını ve ‘Suriyelilerin yüzde 90’ının halen yoksulluk içinde yaşadığını’ belirtti. Alman Bakan, Suriye’nin kuzeybatısında yaklaşık üç milyon insanın, insani yardıma ihtiyaç duyduğunu da sözlerine ekledi.

BM’nin verilerine göre geçtiğimiz yıl yapılan konferans, 2020 yılı için toplam 5,5 milyar dolarlık mali destek taahhütleriyle sona erdi.

Avrupa Komisyonu ise 2021 yılı için toplam 7,7 milyar dolarlık mali destek taahhüdünde bulunulduğunu açıkladı. AB ve üyesi olan 27 ülke, bu rakamın üçte ikisini karşıladıklarını söylediler.

ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken, ABD’nin bu yıl için 596 milyon doların üzerinde insani yardım sağlayacağını duyurdu. Blinken yaptığı açıklamada, yardımın toplam sayılarının 13,4 milyon olduğu tahmin edilen çok sayıda Suriyeliye ülkelerinde yardım etmenin yanı sıra Türkiye, Lübnan, Ürdün, Irak ve Mısır’daki 5,6 milyon Suriyeli mülteciye yardım etmeyi amaçladığını kaydetti.

Bakan Blinken, geçtiğimiz pazartesi günü geç saatlerde yaptığı açıklamada, yardımların engelsiz ve özgürce ulaştırılması için Suriye sınırlarının açık kalması çağrısında bulundu.

Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safadi ise Suriye’deki 10 yıldır devam eden krizin sonuçlarının korkunç olduğunu vurguladı. Safadi asıl tehlikenin, krizin öngörülebilir bir sonu olmaması olduğunu söyledi. Bakan Safadi konferansa katılımı sırasında, “Krize bir çözüm bulunana kadar Suriyeli mültecileri unutmamalıyız” dedi.

Safadi sözlerini şöyle sürdürdü:

“Suriyelilerin kabul edeceği çözüm, barışı garantileyen, Suriye’nin birliğini koruyan, terörizmin yenilgisini ve Suriyeli mültecilerin gönüllü olarak geri dönüşünü garanti eden bir çözümdür.”

Öte yandan Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Verşinin, AB ve BM’nin Şam’ı Suriye’nin bağışçılarının katıldığı uluslararası bir konferansa davet etmeyi reddetmesinin konferansın yararlılığı konusundaki şüpheleri artırdığını söyledi.

Konferansa videolu mesaj gönderen Verşinin, “Organizatörlerinin planına göre konferansta, insani yardım sağlanması ve siyasi çözüm sürecinin BMGK kararına uygun olarak ilerletilmesi ile ilgili konuları tartışmak amaçlanıyor. Ancak Suriyeliler için bu önemli konuların – tıpkı geçmişte olduğu gibi – BM üyesi olan Suriye hükümetini davet etmemek de dahil olmak üzere doğrudan katılımları olmadan tartışılması öneriliyor. Bu tutum, ancak pişmanlık duymaktan ve konferansın etkinliği konusunda soru işaretlerine neden olmaktan başka bir işe yaramaz” şeklinde konuştu.

Diğer yandan BM Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen, dün yaptığı açıklamada, “Geçtiğimiz yılki konferanstan bu yana, Suriye’deki durum nispeten sakin ve ön cepheler bir yıldır istikrarlı seyrediyor. Ama bu sessizliğe aldanmayalım. Askeri gerilimlerin zirvede olduğu ve şiddetin sık sık alevlenmeye devam ettiği bir ortamda, hastaneler ve siviller halen bombalanıyor. Bir biriyle yakın bir alanda faaliyet gösteren beş yabancı ordu arasında şiddet her an yeniden patlak verebilir. BMGK’nın 2254 sayılı kararı çerçevesinde ülke çapında ateşkese doğru ilerleme kaydedilmesi her zamankinden daha acil bir durum” ifadelerini kullandı.

Pedersen sözlerine şöyle devam etti:

“Hepimiz bu insani görevin yerine getirilmesinin, yalnızca çatışmaya siyasi bir çözüm bulunması ihtiyacını yeniden teyit etmeye hizmet ettiğini biliyoruz. Bu, BMGK’nın 2254 sayılı kararı çerçevesinde Suriye’nin egemenliğini, bağımsızlığını, birliğini ve toprak bütünlüğünü destekleyen, aynı zamanda halkın meşru özlemlerini karşılayan bir çözümdür. Anayasal yol, elbette 2254 sayılı kararda özetlenen kapsamlı bir dizi meselenin yalnızca bir yönüdür. Tutuklular, kaçırılanlar ve kayıplar üzerinde gerçek bir çalışmaya ihtiyacımız var. Suriyelilerin tamamının hak ettiği ve Suriyeli mültecilerin güvenli, gönüllü ve onurlu bir şekilde geri dönmeleri için gerekli koşulları yaratmak için vazgeçilmez olan güvenli, sakin ve tarafsız ortamın oluşturulmasını sağlamalıyız.”

Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi’nden salı günü yapılan açıklamada ise uluslararası bağışçılara Suriye’nin yeniden inşasına, özellikle de sağlık, su ve elektrik altyapısının onarılmasına yardım edilmesi çağrısı yapıldı.

Suriye Arap Kızılayı Sorumlusu Halit Harbut, “Altyapımız yok edildi” ifadelerini kullandı.

Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) Başkanı Peter Maurer de dünya güçlerini bir barış anlaşmasına varmaya çağırdı. Aksi takdirde daha fazla bağış konferansıyla karşılaşacakların altını çizen Maurer, “İnsani yardım çalışanları yardım etmek için buradalar, ancak nihai sorumluluk çatışmanın taraflarına aittir” dedi.

Suriye ordusu ile muhalif savaşçılar arasındaki çatışmalar, bir yıl önce bir milyondan fazla insanı yerinden eden Rusya liderliğindeki bombardımanları sona erdiren bir ateşkes anlaşmasının imzalanmasın bu yana azaldı. Ancak muhalif savaşçıların mevzileri, İran destekli Suriye ordusuyla birlikte Rusya’nın hava saldırılarıyla hedef alınmaya devam ediyor.

Kaynak:https://turkish.aawsat.com/home/article/2892186/br%C3%BCksel-konferans%C4%B1-suriyelilere-%E2%80%98mali-ve-siyasi-%C5%9Femsiye%E2%80%99-sa%C4%9Flad%C4%B1?utm_source=dlvr.it&utm_medium=twitter

01.04.2021