Giriş

Soğuk Savaş sonrasında yeni güvenlik ve tehdit tanımlamaları paralelinde “uluslararası göçün güvenlikleştirilmesi” çalışmalarıyla yeni alanlara taşınan uluslararası göç sorunsalı, özellikle 11 Eylül 2001 terör saldırıları sonrasında Uluslararası İlişkiler çalışmalarında öne çıkan bir konu olmaya başlamıştır.

1990’lara kadar genellikle sadece insani müdahale gerektirecek bir konu olarak yorumlanan uluslararası göç olgusunun, bu dönemle birlikte ve özellikle 11 Eylül 2001 terör saldırılarının ardında ulusal güvenlik eksenli ele alınmıştır[1]. Ana akım güvenlik araştırmalarındaki akademisyenler, göçün yarattığı ulusal güvenlik endişelerini çoğu zaman reddetmişlerdir. Göç sorununu önemsiz veya iç politikayla ilgili konular olarak ele almışlardır. Fakat küreselleşme ile yeniden şekillenen ve tanımlanan güvenlik algıları kitlesel göçün yarattığı ulusal güvenlik tehdidini de içine almaktadır[2].

Ülkeler üzerinde ciddi bir etkiye sahip göç problemi, yalnızca ulusal güvenlik bağlamında değil aynı zamanda toplum güvenliği çerçevesinde de ele alınarak; göç edilen yerlerde yaşayan kişilerin gündelik hayatlarına da derin etkileri üzerine çalışılmaktadır. Bugün düzensiz ya da yasa dışı uluslararası göç; terörizm, göçmen kaçakçılığı, insan ticareti gibi suçlarla bağlantısı sebebiyle hedef ülkelerce hem toplumsal hem de ulusal açıdan bir güvenlik tehdidi olarak kabul edilmekte ve bu ülkeleri ciddi önlemler almaya teşvik etmektedir.

Tarih boyunca, göç akışlarına yönelik pek araştırma/çalışma yapılmış olmasına karşın 2011 yılından itibaren Suriye’den başlayan ve dünyanın çeşitli ülkelerine yönelik gerçekleştirilen göç akışı ile birlikte bu çalışmalar ivme kazanmıştır.  Suriye kaynaklı göçün en fazla etkilediği ülke ise tartışmasız Türkiye olmuştur. Türkiye, geçmişte genellikle göç veren bir ülke olarak değerlendirilirken, son yıllarda maruz kaldığı Suriyeli göçü nedeniyle kaynak, hedef ve transit ülke olarak ortaya çıkmaya başlamıştır.

Dünya üzerinde en çok sığınmacı barındıran ülke konumuna gelen Türkiye, göçün olumsuz etkilerini en derinden hissetmiş ve çok boyutlu sorunlar silsilesinde ‘terör’ sorunu her geçen gün daha da dikkat çekici hale gelmiştir. Bu nedenle Türkiye’nin içinde bulunduğu kriz göz önüne alındığında ‘terör’ sorunu ayrıca incelenmesi gereken bir konu olarak karşımıza çıkmıştır. Bu çalışma, Türkiye’de yaşamakta olan Suriyelilerin terör bağlantılarına ilişkin bir araştırma niteliğinde olup, bu bağlantı, yerel ve ulusal gazetelerden elde edilen bilgiler doğrultusunda hazırlamıştır.

1. Suriyeliler ve Suç

Ülkemizde bulunan Suriyeli sığınmacıların sosyal, ekonomik ve demografik yapılarına baktığımızda yalnızca terör değil aynı zamanda asayiş konusunda suça eğilimli olabilme ihtimallerinin yüksek olduğunu görebiliriz. Öyle ki, konu üzerine yapılmış bazı araştırmalarda Türk toplumunda Suriyelilerin suç ve terör kaynağı olarak görüldüğünü, dolayısıyla da Suriyeli sığınmacılara dair güvenlik meselesini ve Suriyelilerin toplumsal düzene, barışa ve güvenliğe tehdit oluşturan unsur olarak görülmesi durumunu ortaya çıkarmaktadır. Prof. Dr. Murat Erdoğan tarafından yapılan araştırma bulgularına göre, Türk toplumunun %62’si Suriyelilerin şiddet, hırsızlık, gasp, uyuşturucu ve fuhuş gibi suçlara dahil olduklarını ve kamu düzenine ve barışa tehdit oluşturduklarını düşünmektedir. Bu oran Suriyelilerin yoğun olarak yaşadığı Güneydoğu bölgesinde artmaktadır: Güneydoğu bölgesinde yerel halkın %70 ‘i Suriyelilerin güvenlik tehdidi oluşturduğunu belirtmektedir[3].

Halk içindeki genel kanı bir ülkede yaşayan göçmenlerin yerli doğumlulara oranla daha fazla suç işlediği yönündedir. Bu kanı bütün göçmenleri kapsamasa da psikolojik açıdan suça eğilimleri olduğu bir gerçektir. Yapılan araştırmalarda göç ve suç ilişkisi şu kriterlere bağlanabilir:

  • Göç eden nüfusun genç erkek nüfusunun fazla olması
  • Göç eden nüfusun eğitim derecesinin düşük olması
  • Göç eden nüfus ile göç alan nüfus arasında kültür farklılığının bulunması
  • Göç eden nüfusun yerleştiği bölgenin çöküntü bölge niteliğinde olması
  • Yeni yerleşilen bölgenin sosyo-ekonomik yapısının olumsuz olması ve istihdama ilişkin sorunların var olması
  • Kültürlenmenin ve asimilasyonun olumsuz etkileri[4]

Ayrıca özellikle göç eden nüfus ağır travmatik sorunlara maruz kaldıysa (fiziksel işkence, psikolojik işkence…) üzerinde bulunan psikolojik etkiyle saldırgan tutum sergileyebilir.

Bahsedilen bu kriterlerin hepsi, sığınmacıların terör örgütleri tarafından, hain planlarına dahil edilmeleri açısından fırsat olarak görülmektedir.

2. Suriyeliler ve Terör

Suriye’de 2011’de patlak veren ve hala çözüme kavuşmamış iç savaşın etkisiyle ülkemiz sınırlarına ulaşmış, sayıları kayıtsızlarla birlikte 5 milyonu aşan Suriyeliler arasında pek çok terör örgütü üyesinin bulunduğu; bu kişilerin ülkemiz için ciddi bir güvenlik sorunu yarattığını görmek gerekir. Resmi istatistikler her ne kadar Suriyelilerin suça karışma oranlarındaki düşük eğilimi ortaya koysa da, Türkiye’deki göç ve suç ilişkisini şekillendiren dinamikleri Suriyeli sığınmacıların etkilediği güvenlik risklerinden bağımsız değerlendirmek mümkün değildir.

Türkiye’de yaşayan Suriyelilerin büyük bir kısmının zor koşullarda yaşamlarını sürdürmeleri, Suriye’deki gelir ve refah düzeylerinin gerisinde kalmaları ve yardıma ihtiyaç duymaları gibi nedenlerle memnuniyet düzeyleri genel olarak düşüktür. Bu nedenle sığınmacılar, Türkiye’de terör ve yasadışı faaliyetlerin, asayiş olaylarının figüranı olabilecek durumdadırlar.

Sığınmacıların Türkiye’deki yaşam koşulları, eğitime erişimde sorun yaşamaları gibi sebeplerin yanı sıra geldikleri yer olan Suriye’nin, 2011’de iç savaşın başlamasının ardından, adeta bir terör yuvası haline gelmesinin etkisi yadsınamaz. Bu durumun bir sonucu olarak özellikle 2014 yılından itibaren Suriye’deki otorite boşluğu nedeniyle çeşitlenen radikal terör örgütleri yalnızca Suriye sınırları içinde kalmamış, Türkiye’nin uyguladığı yanlış politikalar nedeniyle sınırlarımız içerisine de sıçramıştır.

El Nusra ve devamı niteliğinde olan Heyet Tahrir el Şam (HTŞ), Hurras Ed-Din gibi El Kaide bağlantılı ya da onun çizgisinde yer alan irili ufaklı pek çok terör örgütü ile DEAŞ/IŞİD, YPG/PKK gibi terör örgütlerinin konuşlandığı ülke durumundaki Suriye’den Türkiye’ye göç eden Suriyeliler içerisinde bahsedilen terör örgütleri ile bağlantısı olabilecek kişilerin olması aşikar bir sonuçtur.

Türkiye’de, Suriye ve Suriyelilerden kaynaklı terör sorununa neden olan faktörlere iki farklı açıdan bakmak gerekmektedir. Burada bahsedilmesi gereken ilk ve en önemli neden Suriyeliler için uygulanan açık kapı politikası ile Türkiye’ye giren Suriye uyruklu terör örgütü üyelerinin varlığıdır.

2011 yılında Suriye’deki çatışmalar nedeniyle özellikle Türkiye’ye doğru başlayan göç için Davutoğlu hükümetinin başlattığı ve uzun yıllar devam eden açık kapı politikası, sığınmacıların Türkiye’yi tercihlerinde önemli bir rol oynamış ve terör grupları açısından da bir fırsat oluşturmuştur. Bu uygulamaların niteliği ülkemizi, önce kayıt dışı girişlere/insan kaçakçılığına ve zincirleme olarak terör sorununa gebe bırakmıştır. Örneğin; 5 Ocak 2016’da İstanbul Sultanahmet’te 10 kişinin yaşamını yitirdiği saldırının faili canlı bomba Nabil Fadlı’nın yasadışı yollardan Türkiye’ye girdiği, 5 Ocak’ta İstanbul’da Göç İdaresi’nde mülakata alındığı belirlenmişti. “IŞİD saldırılarında ailemden birçok kişiyi kaybettim. Saldırı ortamından kaçtım, Türkiye’ye geldim. Avrupa’ya geçmek istiyorum” diyen Fadlı’ya biyometrik kimlik dahi verildiği tespit edilmişti.[5]  Yine bu politika sayesinde Türkiye’ye giriş yapan pek çok terör örgütü üyesi burada altyapılarını kurmuş ve 2015-2016 arasında yalnızca 11 ay içerisinde, Suruç’ta 34, Ankara’da 102, İstanbul Sultanahmet’te 10, İstanbul Beyoğlu’nda 5, Gaziantep’te 57 ve İstanbul Atatürk Havalimanı’nda 36 kişiyi katletmiştir[6]. 2017 yılı ocak ayında ise yine IŞİD tarafından İstanbul’da bir gece klübüne gerçekleştirilen silahlı saldırıda 39 kişi hayatını kaybetti.

Türkiye’de var olan, PKK ve onun uzantısı konumundaki grupların neden olduğu terör sorunu, IŞİD ve türevleri nedeniyle daha da derinleşti. Haziran 2015’te başlayan Türkiye’deki silahlı veya bombalı saldırılar bu tarihten sonra hemen hemen her aya yayılarak gittikçe arttı. BBC Türkçe[7]‘ye göre bu ayı takip eden 18 ayın 13’ünde IŞİD, PKK veya TAK tarafından üstlenen ve can kaybının yaşandığı en az bir bombalı saldırı meydana geldi. Sonuç olarak resmî rakamlara göre 497 kişi hayatını kaybetti ve iki binden fazla kişi yaralandı. Bunlardan 300’ü IŞİD saldırıları nedeniyle hayatını kaybetti[8].

2017 yılından sonra ise bu saldırıların önlenmesi konusunda bir başarı gözlemlenmiştir. Yapılan operasyonlarla pekçok terör örgütü üyesi yakalanmıştır. Buna karşın tehdidin tam anlamıyla bertaraf edildiğini söylemek güçtür. Zira pek çok Suriyeli terörist de eylem hazırlığındayken yakalanmıştır. Eylül 2019’de Suriye’nin Halep kentinde eğitim alarak, Türkiye’de eylem yapma hazırlığında bulunan ve Gaziantep’te jandarma ekiplerinin gerçekleştirdiği operasyonla yakalanan IŞİD terör örgütü üyesinin Suriyeli olması bu duruma bir örnek teşkil eden birçok olaydan biridir[9] .

Türkiye’de, Suriye ve Suriyelilerden kaynaklı terör sorununa neden olan faktörlerden diğeri ise IŞİD’in Türkiye’yi bir vilayet olarak görerek, burada örgütlenmesi ve binlerce Türk vatandaşını örgüte dahil etmesidir. Uluslararası Kriz Grubu tarafından Haziran 2020’de yayınlanan “IŞİD’e Katılıp Dönen Türkiye Vatandaşları: Mevcut Yaklaşımları Geliştirmek” adlı rapora göre IŞİD’ katılan Türk vatandaşlarının sayısı 5-9 bin arasındadır[10]. Öyle ki Türkiye, 80 milyonun üzerindeki nüfusuna oranla olmasa da mutlak sayı olarak IŞİD’in en fazla üye devşirdiği ülkelerden biri konumuna gelmiştir.

Başlangıçta sınır güvenliğinin yeterli düzeyde olmamasının sonucu olarak görülen bu durum ilerleyen yıllarda sınır güvenliğinin güçlendirilmesine rağmen devam etmiştir. Rapora göre, 2017 yılından bu yana herhangi bir IŞİD saldırısı olmasa da IŞİD’e katılmış Türk vatandaşlarından Türkiye’ye geri dönen ve yakında cezaevinden çıkacak olanların oluşturduğu tehdit devam etmektedir. Ayrıca daha büyük bir tehdit daha bulunuyor ki bu da; IŞİD’e katılıp ardından Türkiye’ye dönenlerin sadece %10’u tutuklu veya cezaevinde, geri kalanı ise hala dışarıda olmasıdır.  Nitekim, bu kişiler hakkında herhangi bir bilgi mevcut değil[11].

Kriz Grubu’nun elde ettiği bilgiler arasında bu kişilerin yoğunlukta olduğu iller de bulunuyor. Şöyle ki; grubun görüştüğü güvenlik yetkilileri özellikle İstanbul, Bursa, Adana ve Konya’nın bazı semtlerinden yoğun katılım olduğunu belirtti. Bu durum çalışmanın bir sonraki bölümünde ele alınacak olan ‘Haber Kaynaklarından Elde Edilenler’ kısmında ortaya konulacak verileri destekler niteliktedir.

Kriz Grubu’nun aktardığı verilere göre 2019 yılı içerisinde gözaltına alınan toplam 955 IŞİD bağlantılı kişiden en az 446’sı yabancı uyrukluydu. IŞİD ile bağlantılı suçlardan ötürü cezaevinde bulunanlardan 750’si (yüzde 62,5’i), 40 farklı ülkeye mensup yabancı uyruklu kişiler (bunlardan 22’si kadın). Ayrıca Türkiye yalnızca 2019’da IŞİD ile bağlantılı oldukları şüphesiyle toplam 778 yabancıyı sınır dışı etti[12].

Sonuç olarak Türkiye’de Suriye ve Suriyeli sığınmacılardan kaynaklanan terör sorununa iki açıdan da baktığımızda, diğer terör örgütlerine oranla daha fazla etkiye sahip olan IŞİD’i görmekteyiz. Gerek Suriye uyruklu şahısların gerekse IŞİD’e devşirilmiş Türk vatandaşlarının Türkiye’de gerçekleştirdikleri terör eylemlerini şöyle sıralayabiliriz[13]:

  • 5 Haziran 2015’te Diyarbakır; Haziran 2015 genel seçimlerinden 48 saat önce, HDP Diyarbakır seçim mitinginde iki ayrı bomba patlatıldı. Saldırıda 4 kişi hayatını kaybetti.
  • 20 Temmuz 2015’te Şanlıurfa, Suruç; çoğu Kürt hareketi yanlısı 33 genç aktivist Suriye sınırında bulunan Kobani’nin yeniden inşasına destek ve sivillere yardım amaçlı organize ettikleri yolculuk öncesi belediyeye ait kültür merkezinde basın açıklaması yaparken intihar saldırısı gerçekleşti. Saldırının faili Türkiye vatandaşı IŞİD üyesi Abdurrahman Alagöz idi. Abdurrahman, Ekim 2015’te Ankara’da IŞİD’in gerçekleştirdiği saldırının (madde 6’ya bakınız) intihar bombacılarından biri olan Yunus Emre Alagöz’ün kardeşiydi. Saldırıda 33 kişi hayatını kaybetti.
  • 23 Temmuz 2015’te Kilis, Elbeyli; IŞİD militanlarının Suriye’den (kendi kontrollerindeki bölgeden) Türk sınır karakoluna ateş açmaları sonucu, bir asker şehit oldu.
  • 10 Ekim 2015’te Ankara Garı önünde; HDP, Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu ve başka sol eğilimli örgütlerin katılımıyla düzenlenen “Emek, Barış ve Demokrasi” mitinginin yapıldığı alanda iki bomba patlatıldı. Saldırıda 103 kişi hayatını kaybetti.
  • 12 Ocak 2016’da İstanbul, Sultanahmet; İstanbul’un tarihi bölgesinde turistleri hedef alan IŞİD intihar saldırısı. Suudi asıllı Nabil Fadli bu intihar saldırısını gerçekleştirdi. Saldırıda 12 kişi hayatını kaybetti.
  • 19 Mart 2016’da İstanbul, Beyoğlu; İstiklal Caddesinde turistleri hedef alan intihar saldırısı gerçekleştirildi. Saldırıda 5 kişi hayatını kaybetti.
  • 1 Mayıs 2016’da Gaziantep’te, Türkiye vatandaşı İsmail Güneş, bölgedeki emniyet müdürlüğüne arabalı intihar saldırısı düzenledi. Saldırıda 3 polis şehit oldu.
  • 20 Haziran 2016’da Gaziantep, Şahinbey’de, iddialara göre canlı bomba yeleği giyen bir çocuk (kimliği bilinmiyor) tarafından gerçekleştirilen intihar saldırısı bir düğünü hedef aldı. Saldırıda 57 kişi hayatını kaybetti.
  • 28 Haziran 2016’da İstanbul, Atatürk Havalimanı’nda otomatik silahları ve canlı bomba yeleği olan 3 silahlı saldırgan havalimanın dış hatlar terminalinde bir saldırı gerçekleştirdi. Saldırıda 30 kişi hayatını kaybetti.

Daha önce de bahsettiğimiz gibi Türkiye’deki IŞİD saldırılarına 2017 itibariyle rastlanmadı ve bu tarihten itibaren terör operasyonlarında ağırlık verildi. Yapılan terör operasyonlarında, yalnızca IŞİD değil YPG/PKK ve HTŞ gibi farklı terör örgütleri mensubu olan pek çok kişi de yakalandı ve yakalanmaya devam etmekte. Yakalanan bu kişilerin büyük çoğunluğunun Suriye uyruklu olması, Suriyeli sığınmacı sorununun tartışmasız en önemli olumsuz sonuçlarından biridir. Bütün bunların yanı sıra, Türkiye-Suriye sınırındaki sığınmacı trafiğini fırsat bilerek farklı ülkelerin vatandaşı olan terör mensubu kişiler de bulunmaktadır.

3. Haber Kaynaklarından Elde Edilen Veriler

Kitlesel göçün neden olduğu sorunlar arasında üst sıralarda yerini alan ‘güvenlik’ sorunu, Türkiye’de de yoğun Suriyeli göçünün sonuçlarından biri olarak incelenmesi gereken bir konu olmuştur.  Suriye’deki mevcut durum göz önüne alındığında konunun önemi ve hassasiyeti artmaktadır.

Suriye’deki iç savaşın, uzun kara sınırının bulunduğu ve milyonlarca Suriye vatandaşının göçtüğü,  Türkiye’nin güvenliğini tehdit ettiği açıktır. Güvenlik tehditlerini ise üç başlıkta toplamak mümkündür. Bunlar, ulusal güvenlik bakımından ortaya çıkan riskler, terör eylemlerinde artış ve Suriye’deki otorite boşluğunun terör örgütlerince kullanılması olarak sıralanabilir.

2015-2016 yıllarında Suriye’de terör örgütlerinin güçlenmesi ve aynı zamanda Türkiye’ye yönelik gerçekleşen göçün yoğunluğunun en üst seviyeye çıkması ile birlikte ülkemizde, Suriye’de konuşlanmış terör örgütleri tarafından gerçekleştirilen pek çok terör saldırısı olmuştur. 2017 yılı itibariyle merkezi Suriye ve Irak olan terör örgütleri tarafından herhangi bir terör saldırısı gerçeklememiştir. Fakat bu ülkemizin bahsedilen terör örgütlerine mensup olan kişilerden tamamen arındığı ve yine bu terör örgütlerinden kaynaklanan tehdidin son bulduğu anlamına gelmemektedir. Hala terörle mücadele kapsamında emniyet güçlerimiz tarafından gerçekleştirilen pek çok operasyonda yüzlerce DEAŞ/IŞİD, YPG/PKK ve son zamanlarda HTŞ terör örgütlerine mensup olan kişiler yakalanmakta ve bu kişilerin bir kısmı sınır dışı edilirken bir kısmı da ceza almaktadır. İçinde bulunduğumuz 2020 yılının  ilk yarısında dahi terörle mücadele kapsamında yapılan operasyonlarda 615 IŞİD üyesi gözaltına alınmış ve bunlardan 102’si tutuklanarak cezaevine sevk edilmiştir. Gözaltına alınan zanlılardan bazıları sınır dışı edilmiş, bazılarının ise adli makamlardaki işlemleri devam etmektedir[14].

3.1. İller Bazında: Terör Örgütleriyle Bağlantısı Bulunan Suriyeliler

Çalışmamızın bu bölümünde yerel ve ulusal kaynaklar üzerinde yapılan taramalar sonucunda elde ettiğimiz bilgiler ışığında, ülkemizde terör örgütleriyle bağlantısı bulunan Suriyeliler konusunda bir tablo oluşturmaya çalışacağız.  Ülkemizin dört bir yanına dağılmış ve her biri tehdit unsuru olan terör örgütü üyesi Suriyeli bulunmaktadır. Yaptığımız kaynak taraması sonucunda bu kişilerin illere göre dağılımları, yakalanmaları ve ardından yapılan işlemler üzerinden bir çalışma yapılacaktır. Fakat şunu özellikle belirtmek gerekir ki; yalnızca medyaya yansıyan, yerel ve ulusal haber kaynaklarından elde ettiğimiz bu sayısal veriler gerçek sayıların oldukça altındadır. Gerek medya kısıtlamaları gerekse verilen haberlerde yakalanan terör mensuplarının uyruklarının belirtilmemesi, ayrıca İçişleri Bakanlığı tarafından resmi sayısal verilerin paylaşılmaması gerçek sayıları elde etmemizi engellemiştir.

Haber kaynakları üzerinden yaptığımız taramada toplamda 115 farklı haberle karşılaşılmıştır. Bu haberlerin içeriğine baktığımızda ise farklı terör örgütleri ile bağlantısı olan hatta eylem hazırlığında olan pek çok Suriyeli olduğu tespit edilmiştir. Bu kişilerin bir kısmı tutuklanıp cezaevine gönderilmiş, bir kısmı sınır dışı edilmiş, bir kısmının ise şartlı tahliye edilmiştir. Fakat göz ardı edilemeyecek çoğunluktaki bir kısmı hakkında ise herhangi bir bilgi bulunamamıştır. Ayrıca, resmi kurumlardan da Suriyeli sığınmacılar özelinde konuyla ilgili açıklama yapılmamış, veri paylaşılmamıştır.

Aşağıdaki tabloda terör bağlantısı bulunan Suriyelilerin yakalandığı iller arasında yer alan ilk 10 il ve yoğunlukları bulunmaktadır. Tabloda ( Tablo 1.) bulunan illerden bazıları, Uluslararası Kriz Grubu tarafından Haziran 2020’de yayınlanan “IŞİD’e Katılıp Dönen Türkiye Vatandaşları: Mevcut Yaklaşımları Geliştirmek” adlı raporda IŞİD bağlantılı kişilerin yoğunlukta nu belirttiği iller arasında yer almaktadır. Özellikle Adana, İstanbul ve Bursa her iki grupta da yer alan illerimizdir. Fakat, yapılan tarama sonucunda Osmaniye, en çok terör operasyonun (DEAŞ/IŞİD) yapıldığı ve en çok terör bağlantılı Suriyelinin bulunduğu iller arasında birinci sırada yer alırken, Kriz Grubu tarafından hazırlanan raporda Osmaniye ili hakkında herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.

Tablo 1: Terörle bağlantısı bulunan Suriyelilerin en yoğun bulundukları iller

Yukarıdaki tabloda gördüğümüz gibi, emniyet güçlerimiz tarafından yapılan operasyonlarda yakalanan terör mensuplarının en fazla bulunduğu il Osmaniye’dir. Osmaniyede, 48 bin 457 kayıtlı Suriyeli bulunmaktadır[15]. Taradığımız haberlerdeki toplam vakaların içerisindeki oranı ise %16, 62’dir. Operasyonlarda yakalanan şahıslar tek bir terör örgütüne mensup değildir. Osmaniye’de yakalanan şahısların %84,12’si IŞİD terör örgütüne mensup iken; %15,88’i ise HTŞ terör örgütüne mensuptur. Operasyonla gözaltına alınan teröristlerin yakalanmalarının ardından yapılan işlemler (ceza almaları, sınır dışı edilmeleri, vb.) her vakada açık şekilde belirtilmemiştir. Osmaniye’de yakalanan teröristlerin -diğer tüm illerde olduğu gibi- tamamının ceza alıp almadığına dair yeterli bilgi bulunmamaktadır. Bu ilde yakalananlardan yalnızca %20,96’sının tutuklanıp cezaevine götürüldüğüne dair bilgilere ulaşılırken; geriye kalan %79,04’ü ile ilgili hangi işlemin yapıldığına dair herhangi bir bilgiye ulaşılamamıştır.

Bursa ise en çok terör bağlantılı Suriyelinin yakalandığı iller arasında ikinci sırada yer almaktadır. 176 bin 495 kayıtlı Suriyelinin yaşadığı Bursa[16], yalnızca Suriyeli teröristin bulunduğu iller arasında değil; aynı zamanda Uluslararası Kriz Grubu’nun raporuna göre, IŞİD’in en fazla devşirdiği Türk vatandaşının bulunduğu iller arasında da yer almaktadır. Bu ilde yakalanan Suriyeli teröristlerin %98,21’inin IŞİD terör örgütüne bağlı olması ise elbette tesadüf değildir. Toplam vakalar içerisinde Bursa’nın oranı %15,01’dir. Yalnızca, %5’inin sınır dışı edildiği bilinen teröristlerin  geri kalanının hakkında yapılan işlemler konusunda da yeterli bilgiye erişilememiştir.

Kolluk kuvvetlerimiz tarafından yapılan operasyonlarda yakalanan Suriyeli teröristlerin en yoğun oldukları iller arasında üçüncü sırada Kayseri yer almaktadır. Toplam vakalar içerisinde, 77 bin 104 kayıtlı Suriyelinin yaşadığı Kayseri %12, 60’lık bir orana sahiptir. Operasyonlarda gözaltına alınan Suriyelilerin %68,08’inin IŞİD terör örgütüyle bağlantısı olduğu tespit edilmiştir. Fakat ilginç olan bir konu Kayseri’nin Uluslararası Kriz Grubu’nun raporuna göre, IŞİD’in en fazla devşirdiği Türk vatandaşının bulunduğu iller arasında da yer almamasıdır.  Burada yakalanan, terörist Suriyelilerin yalnızca %31,91’inin  ceza aldığı bilinmekte olup; geri kalanlarının cezai işlemleri hakkında herhangi bir bilgiye ulaşılamamıştır.

Kayıtlı en fazla Suriyeli sığınmacının yaşadığı ilk 10 il arasında 5. sırada yer alan Adana ise yukarıdaki tabloda görüldüğü gibi %11,52’lik bir oranla 4. sırada yer almaktadır. Burada yaşayan Suriyeli yoğunluğuna bakıldığında 4. sırada yer alması oransal olarak birbiriyle örtüşmektedir. Adana’da yapılan operasyonlar sonucunda yakalanan Suriyelilerin %88,37’sinin IŞİD terör örgütüyle bağlantısı olduğu tespit edilmiştir. Terör örgütleriyle bağlantısı olduğu tespit edilenlerden %37,20’si sınır dışı edilmiş ve %27,90’ı ceza almıştır; fakat geri kalanının cezai işlemleri  fakat hakkında herhangi bir bilgiye ulaşılamamıştır.

Türkiye’de kayıtlı en fazla Suriyelinin bulunduğu İstanbul ise bu sıralamada %9,38 ile 5. sırada yer almıştır. Burada da diğer illerimizde olduğu gibi yüksek bir oranla (%95’ten fazla) Suriyelileri teröristlerin bağlantılı olduğu tespit edilen örgüt IŞİD terör örgütüdür. Ayrıca İstanbul, IŞİD’in en fazla devşirdiği Türk vatandaşının bulunduğu iller arasında da yer almaktadır. İstanbul’da, terör örgütleri ile bağlantısı olduğu tespit edilen Suriyelilerden %34,28’i sınır dışı edilmiş ve %5,71’i ceza almıştır. Geri kalanının cezai işlemleri ile ilgili herhangi bir bilgiye ulaşılamamıştır.

3.2. Terör Örgütleri Bazında:  Terör Örgütleriyle Bağlantısı Bulunan Suriyeliler

2011’de Suriye’de başlayan iç savaş ve karmaşa, özellikle selefi cihatçı nitelikteki terör örgütünün yuvası haline gelmeye başlamıştır. Suriye’de parçalanmışlığı, karmaşayı daha da derin hale getiren örgütlerin, yalnızca kayıtlı 3 milyon 600 bin 710 Suriyelinin yaşadığı ülkemiz için oluşturduğu tehdit ise aşikardır. Kayıtsız 1.5 milyonun üzerinde Suriyelinin bulunduğu göz önüne alınırsa tehdidin daha da ciddi boyutlarda olduğunu söylemek mümkündür.

Tablo 2.’de yer alan verilerden de daha net anlaşılacağı üzere ülkemizde en fazla IŞİD terör örgütü üyesi terörist Suriyeli yakalanmıştır. Son zamanlarda güç kaybeden IŞİD’in tamamen yok olmadığı bu verilerle net olarak görmek mümkündür. IŞİD gibi selefi cihatçı terör örgütlerinin, coğrafi hakimiyetlerini yitirdikten sonra yeni bir safhaya geçerek daha otonom ve hücre tipi örgütlenmeye geçtiği düşünülmektedir[17].

Tablo 2: Terörle Bağlantısı Bulunan Suriyelilerin Bağlı Oldukları Örgütler

2014 yılında Ortadoğu’da bir iki istisna dışında tüm devletlerin ordularına rahatlıkla kafa tutabilecek nitelik ve niceliğe ulaşan IŞİD, ABD’nin Bağdat’a, Erbil’e ve PYD’ye, İran’ın Bağdat’a, Türkiye’nin ÖSO’ya, Rusya’nın Şam’a verdiği askeri destek IŞİD’in eş zamanlı olarak birçok cephede baskı altına alınmış oldu. Buna ek olarak ABD taktik ve stratejik hava harekatlarıyla, Rusya Palmira’daki operasyonlarıyla, Türkiye Fırat Kalkanı’yla IŞİD’i tam anlamıyla askeri bir yenilgi yaşatmış oldu[18]. Fakat IŞİD Irak ve Suriye’de kritik topraklarını ve gelir kaynaklarını adım adım kaybetmesine rağmen örgütsel bir çöküş ile kolay bir yenilgiye uğramadı. Buradan hareketle şunu söyleyebiliriz ki Türkiye’yi de bir vilayeti olarak gören IŞİD sinsice sınırlarımız içinde yapılanmaya çalışmıştır. Kolluk kuvvetlerimiz tarafından terörle mücadele kapsamında gerçekleştirilen operasyonlarda yakalanan teröristlerin  %82, 30’unu IŞİD terör örgütüne bağlı teröristler oluşturmaktadır.

IŞİD’in sinsice ülkemiz sınırları içerisinde yerleşebilmesindeki en büyük neden; açık kapı politikası çerçevesinde Suriyeli sığınmacıların niteliksiz kontrollerle ülkeye alınmasıdır. Böylesine yanlış bir uygulama sonucunda IŞİD ve benzeri terör örgütleri, ülkemize sızmakla kalmadı aynı zamanda burada bir yapılanma çabasına da girişti. Uluslararası Kriz Grubu’nun, ‘IŞİD’e Katılıp Dönen Türkiye Vatandaşları’ başlığıyla yayınladığı raporda, söz konusu Türk vatandaşlarının sayısının 5 ile 9 bin arasında olduğu ve bazılarının cihatçı militan oluşumlara halen sıcak baktığı ifade edildi.

Türkiye’deki Suriyelilerin en çok bağlantılarının bulunduğu terör örgütlerinden ikincisi ise YPG/PKK’dır. Uzun yıllardır ülkemiz içinde haince faaliyetler yürüten PKK terör örgütünün Suriye kolu olarak bilinen YPG, başlangıçta PKK ile bağlantısını reddetmiş olsa da özellikle çözüm sürecinin sona ermesiyle bu bağlantısızlık iddiası boşa çıkmış ve YPG, PKK’nın Suriye uzantısı olarak tanımlanmıştır[19]. Suriye’nin kuzeyinde örgütlenen bu terör örgütünün 1984 yılından bu yana Türkiye’de faaliyet gösteren PKK terör örgütüyle bağlantısı düşünüldüğünde; YPG/PKK’nın ülkemize sızması ve yapılanması, yukarıdaki tabloda görüldüğü gibi Suriyelilerin en çok bağlantılı olduğu terör örgütleri içerisinde %10,07 oranı ile ikinci sırada yer alması anlaşılabilir bir sonuçtur.

Tablo 2.’de yer alan bilgilere baktığımızda Türkiye’de yakalanan terör mensubu Suriyelilerin bağlı olduğu terör örgütleri arasında üçüncü sırada yer alan örgüt ise HTŞ terör örgütüdür. 28 Ocak 2017’de El Nusra Cephesi adıyla ortaya çıkan Heyetu Tahriru’ş Şam (HTŞ), tıpkı Suriye’de konuşlanan diğer terör örgütleri gibi 2011 yılından bu yana yaşanan iç savaş nedeniyle oluşan otorite boşluğu fırsat bilinerek bölgede faaliyete geçirilmiş bir örgüttür. Diğer terör örgütlerine nazaran daha geç kurulmuş bu örgütün üçüncü sırada yer alması olağan bir sonuçtur. Son dönemde Eskiden El Kaide’ye bağlı olan Nusra Cephesi militanlarının kurduğu cihatçı HTŞ, İdlib’deki en güçlü askeri grup konumundadır[20]. Türkiye’de yakalanan HTŞ terör örgütüne bağlı Suriyeli teröristlerin sayısının azlığı, yarattıkları tehlikenin önemini azaltmamaktadır.

Sonuç

Suriye’deki iç savaş, adeta bir domino etkisiyle, bölge ülkelerini de içine alan terör sorununu da beraberinde getirdi. En fazla Suriyeli sığınmacının barındığı ülke konumundaki Türkiye ise, bir taraftan Suriye’nin kuzeyinde gerçekleştirdiği operasyonlarla sınırlarını terörden korumaya çalışırken öte yandan sınırları içerisine sığınmacı kılığında ülkeye sızmış yüzlerce teröristin yaratacağı tehdidi önlemeye çalışmaktadır. Fakat ülke içerisindeki sorun bu boyuta gelmeden önce yapılan yanlış uygulamalar, politikalar, ülkemizi adeta çıkmaza sokmuştur. Yüzbinlerce Suriye vatandaşının kayıtsız olarak ülkemize girmesi, ‘açık kapı’ politikasının meydana getirdiği başlıca sorunlardan biridir. Kaçak girişler, sınırda yapılan kontrollerin niteliksizliği terör örgütleri için tam anlamıyla fırsat oluşturmuştur. Bugün, Türkiye’de yapılan terör operasyonunda yakalanan Suriyeli şahısların sahte kimliğinin olması ya da kayıtsız olması işte bu uygulamaların sonucudur[21].

Ülkemizde neredeyse her gün terörle mücadele kapsamında operasyonlar yapılmakta ve bu operasyonlar sonucunda pek çok kişi gözaltına alınmaktadır. Fakat konu sonrasında yapılan işlemlere gelindiğinde, bazı durumlarda operasyonlar anlamını yitirmektedir. Örneğin; Temmuz 2019’da Nevşehir’de İl Göç İdaresi Müdürlüğü’ne kayıt yaptırmak üzere şüpheli hareketler sergileyen Suriye uyruklu 3 şüpheli polis ekiplerince yakalanarak gözaltına alındı. Edinilen bilgilere göre, Cumhuriyet Başsavcılığı talimatlarıyla bahse konu olan şahısların cep telefonlarında yapılan incelemede, IŞİD terör örgütüne ait resimlerin olduğu tespit edildi. Şüphelilerin evlerinde yapılan aramada ise IŞİD terör örgütüne ait sözde flama ele geçirildi. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüpheliler haklarında terör örgütüne üye olma suçundan çıkartıldıkları mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı öğrenildi[22]. Sonuç olarak, bu şahıslar bugün, sokaklarımızda dolanıyor. Başka bir örnek vermek gerekirse: 2018 Ocak ayında, Adana’da tutuklanan Suriye uyruklu IŞİD’çinin örgüte eleman kazandırmak için çalıştığını ortaya çıktı. Aynı IŞİD’çinin daha önce iki kez yakalanıp serbest bırakıldığı bildirildi[23].

Sonuç olarak, Türkiye’de yaşayan 5 milyonun üzerindeki Suriyeli sığınmacının tamamının terörist olduğunu söylemek elbette mümkün değildir. Fakat, terör örgütleri için potansiyel oluşturdukları gerçeğini göz ardı etmemek gerekir. Resmî rakamlara göre 2015 yılından bu yana Türkiye’de, 497 kişi hayatını kaybetti ve iki binden fazla kişi yaralandı. Bunlardan 300’ü IŞİD saldırıları nedeniyle hayatını kaybetti[24]. Bu saldırıların yarattığı psikolojik tahribat ise hala devam etmekte. Zamanında alınmamış önlemlerin meydana getirdiği bu kayıpların önüne geçmek ve Suriyelilerin Türkiye üzerinde yarattığı sorunlar içerisinde terör tehlikesinin varlığı kabullenilerek, doğru adımlarla önlemler alınmalıdır.

Terörle Mücadele Kanunu Madde 2’de yer aldığı gibi “…örgütlerin mensubu olup da, bu amaçlar doğrultusunda diğerleri ile beraber veya tek başına suç işleyen veya amaçlanan suçu işlemese dahi örgütlerin mensubu olan kişi terör suçlusudur. Terör örgütüne mensup olmasa dahi örgüt adına suç işleyenler de terör suçlusu sayılır.[25]” Ayrıca Türk Ceza Kanunu Madde 8 (1)’de yer aldığı üzre “Türkiye’de işlenen suçlar hakkında Türk kanunları uygulanır. Fiilin kısmen veya tamamen Türkiye’de işlenmesi veya neticenin Türkiye’de gerçekleşmesi halinde suç, Türkiye’de işlenmiş sayılır.[26]”  Buradan anlaşılacağı üzere, Suriye uyruklu kişilerin terörle bağlantısı olduğu tespit edildiğinde kişi, Türk Ceza Kanuna göre yargılanıp ceza almalıdır. Ayrıca ülke içerisinde kayıtsız Suriyelilerin tespiti için yapılacak çalışmalar başlatılmalı ve titizlikle yürütülmelidir. Kayıtsız Suriyelilerin tespiti, özellikle terör örgütleriyle bağlantısı bulunan Suriyelilerin tespiti için faydalı olabilecek niteliktedir.

Son olarak, ülkemizde yaşamakta olan 3 milyon 605 bin 152 kayıtlı[27], 1.5 milyondan fazla olduğu tahmin edilen kayıtsız Suriyeli nüfusu her açıdan ağır bir yük haline gelmiştir. Öncelik bu nüfusun ülkelerine gönderilmesi olmakla birlikte, Türkiye’de yarattıkları tahribatın onarılması temel amaç edinilmelidir.

 

KAYNAKÇA

Acun, C., Keskin, B., PKK’nın Kuzey Suriye Örgütlenmesi PYD/YPG, SETAV, İstanbul, 2017, s. 8-9

Erdoğan, M., Türkiye’deki Suriyeliler: Toplumsal Kabul ve Uyum Araştırması, Hacettepe Üniversitesi Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi, Ankara, 2014

Fiona B. Adamson, Crossing Borders: International Migration and National Security, International Security, Vol. 31, No. 1, Yaz, 2006, s. 165-199

Kızmaz, Z., Suriyeli Sığınmacılar: Güvenlik Kaygıları ve Suç, BEÜ SBE Dergisi, 2018

Koca M., Üzülmez İ., Türk Ceza Kanunu Genel Hükümler Ankara, Seçkin Yayıncılık, 2017

Özdağ, Ü., Stratejik Göç Mühendisliği, Ankara, Kripto Yayınevi

Uluslararası Kriz Grubu, IŞİD’e Katılıp Dönen Türkiye Vatandaşları: Mevcut Yaklaşımları Geliştirmek, Avrupa Raporu No: 258, Haziran 2020

Syria Regional Refugee Response, https://data2.unhcr.org/en/situations/syria, Erişim Tarihi, 20.08.2020

3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu, mad. 2

 

HABERLER

Sultanahmet bombacısı Türkiye’ye girmek için bu yalanı söylemiş: IŞİD’den kaçtım, https://www.hurriyet.com.tr/gundem/sultanahmet-bombacisi-turkiyeye-girmek-icin-bu-yalani-soylemis-isidden-kactim-40040199, Erişim Tarihi: 21.06.2020

Türkiye’deki saldırılar: 18 ayda yaklaşık 500 kişi yaşamını yitirdi, https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-38365351, Erişim Tarihi: 01.07.2020

Gaziantep’i kana bulamaya hazırlanan canlı bomba yakalandı, https://www.iha.com.tr/haber-gaziantepi-kana-bulamaya-hazirlanan-canli-bomba-yakalandi-800519/, Erişim Tarihi: 13.09.2019

Terör örgütü DEAŞ’a yılın ilk 5 ayında büyük darbe, https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/teror-orgutu-deasa-yilin-ilk-5-ayinda-buyuk-darbe/1867352, Erişim Tarihi: 06.06.2020

Terör örgütü DEAŞ’a haziranda büyük darbe, https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/teror-orgutu-deasa-haziranda-buyuk-darbe/1895638, Erişim Tarihi: 01.07.2020

Türkiye’deki Suriyeli Sayısı Temmuz 2020, https://multeciler.org.tr/turkiyedeki-suriyeli-sayisi/, Erişim Tarihi: 25.07.2020

‘Türkiye’ye kaç terörist girdiğini bilmiyoruz!’, https://21yyte.org/tr/fikir-tanki/turkiye-ye-kac-terorist-girdigini-bilmiyoruz, Erişim Tarihi: 19.07.2020

IŞİD’in 3 yılı: Örgüt şu an hangi noktada?, https://www.dw.com/tr/i%C5%9Fidin-3-y%C4%B1l%C4%B1-%C3%B6rg%C3%BCt-%C5%9Fu-an-hangi-noktada/a-39480706, Erişim Tarihi: 19.07.2020

İdlib’de hangi örgütler var?, https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-51355880, Erişim Tarihi: 25.07.2020

Tekirdağ’da terör operasyonu, https://www.hurriyet.com.tr/gundem/tekirdagda-teror-operasyonu-41210664

Eylem hazırlığındaki 10 terörist yakalandı , https://www.yenicaggazetesi.com.tr/eylem-hazirligindaki-10-terorist-yakalandi-269675h.htm, Erişim Tarihi: 19.07.2020

DEAŞ şüphelisi Suriyeli 3 kişi yakalandı, https://www.haberturk.com/nevsehir-haberleri/70541995-deas-suphelisi-suriyeli-3-kisi-yakalandi, Erişim Tarihi: 19.07.2020

2 kez serbest bırakılan IŞİD’çi örgüte eleman kazandırmış, https://www.yenicaggazetesi.com.tr/2-kez-serbest-birakilan-isidci-orgute-eleman-kazandirmis-180948h.htm, Erişim Tarihi: 19.07.

[1] Fiona B. Adamson, Crossing Borders: International Migration and National Security, International Security, Vol. 31, No. 1, Yaz, 2006, s.166

[2] Adamson, a.g.e., s.167

[3] Erdoğan, M., Türkiye’deki Suriyeliler: Toplumsal Kabul ve Uyum Araştırması, 2014

Hacettepe Üniversitesi Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi, Ankara

[4] Kızmaz, Zahir , Suriyeli Sığınmacılar: Güvenlik Kaygıları ve Suç, BEÜ SBE Dergisi, 2018

[5] Sultanahmet bombacısı Türkiye’ye girmek için bu yalanı söylemiş: IŞİD’den kaçtım, https://www.hurriyet.com.tr/gundem/sultanahmet-bombacisi-turkiyeye-girmek-icin-bu-yalani-soylemis-isidden-kactim-40040199, Erişim Tarihi: 21.06.2020

[6] Özdağ, Ü., Stratejik Göç Mühendisliği, Ankara, Kripto Yayınevi, s. 67

[7] Türkiye’deki saldırılar: 18 ayda yaklaşık 500 kişi yaşamını yitirdi, https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-38365351, Erişim Tarihi: 01.07.2020

[8]  Uluslararası Kriz Grubu, IŞİD’e Katılıp Dönen Türkiye Vatandaşları: Mevcut Yaklaşımları Geliştirmek, Avrupa Raporu No: 258, Haziran 2020, s. 4

[9] Gaziantep’i kana bulamaya hazırlanan canlı bomba yakalandı, https://www.iha.com.tr/haber-gaziantepi-kana-bulamaya-hazirlanan-canli-bomba-yakalandi-800519/, Erişim Tarihi: 13.09.2019

[10] Uluslararası Kriz Grubu, IŞİD’e Katılıp Dönen Türkiye Vatandaşları: Mevcut Yaklaşımları Geliştirmek, Avrupa Raporu No: 258, Haziran 2020, s. 2

[11] Rapor No. 258, age, s. 3

[12] Rapor No: 258, age, s. 17

[13]Rapor No: 258, age, s. 32-34

[14] Terör örgütü DEAŞ’a yılın ilk 5 ayında büyük darbe, https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/teror-orgutu-deasa-yilin-ilk-5-ayinda-buyuk-darbe/1867352, Erişim Tarihi: 06.06.2020, Terör örgütü DEAŞ’a haziranda büyük darbe, https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/teror-orgutu-deasa-haziranda-buyuk-darbe/1895638, Erişim Tarihi: 01.07.2020

[15] Türkiye’deki Suriyeli Sayısı Temmuz 2020, https://multeciler.org.tr/turkiyedeki-suriyeli-sayisi/, Erişim Tarihi: 25.07.2020

[16]  Türkiye’deki Suriyeli Sayısı Temmuz 2020, https://multeciler.org.tr/turkiyedeki-suriyeli-sayisi/, Erişim Tarihi: 25.07.2020

[17] ‘Türkiye’ye kaç terörist girdiğini bilmiyoruz!’, https://21yyte.org/tr/fikir-tanki/turkiye-ye-kac-terorist-girdigini-bilmiyoruz, Erişim Tarihi: 19.07.2020

[18] IŞİD’in 3 yılı: Örgüt şu an hangi noktada?, https://www.dw.com/tr/i%C5%9Fidin-3-y%C4%B1l%C4%B1-%C3%B6rg%C3%BCt-%C5%9Fu-an-hangi-noktada/a-39480706, Erişim Tarihi: 19.07.2020

[19] Acun, C., Keskin, B., PKK’nın Kuzey Suriye Örgütlenmesi PYD/YPG, SETAV, İstanbul, 2017, s. 8-9

[20] İdlib’de hangi örgütler var?, https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-51355880, Erişim Tarihi: 25.07.2020

[21] Tekirdağ’da terör operasyonu, https://www.hurriyet.com.tr/gundem/tekirdagda-teror-operasyonu-41210664,  Eylem hazırlığındaki 10 terörist yakalandı , https://www.yenicaggazetesi.com.tr/eylem-hazirligindaki-10-terorist-yakalandi-269675h.htm, Erişim Tarihi: 19.07.2020

[22] DEAŞ şüphelisi Suriyeli 3 kişi yakalandı, https://www.haberturk.com/nevsehir-haberleri/70541995-deas-suphelisi-suriyeli-3-kisi-yakalandi, Erişim Tarihi: 19.07.2020

[23] 2 kez serbest bırakılan IŞİD’çi örgüte eleman kazandırmış, https://www.yenicaggazetesi.com.tr/2-kez-serbest-birakilan-isidci-orgute-eleman-kazandirmis-180948h.htm, Erişim Tarihi: 19.07.2020

[24]  Uluslararası Kriz Grubu, IŞİD’e Katılıp Dönen Türkiye Vatandaşları: Mevcut Yaklaşımları Geliştirmek, Avrupa Raporu No: 258, Haziran 2020, s. 4

[25] 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu, mad. 2

[26] Koca M., Üzülmez İ., Türk Ceza Kanunu Genel Hükümler Ankara, Seçkin Yayıncılık, 2017,, Madde 8 (1)

[27] Syria Regional Refugee Response, https://data2.unhcr.org/en/situations/syria, Erişim Tarihi, 20.08.2020

Kaynak: https://21yyte.org/tr/merkezler/islevsel-arastirma-merkezleri/suriyeliler-ve-teror

10.09.2020