Bundan yaklaşık iki yıl önce Suriye Milli Ordusu (SMO) ve Türkiye’nin DEAŞ’tan temizlediği ve YPG unsurlarını uzaklaştırdığı Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı bölgelerindeki Afrin, Azez, El Bab, Cerablus ve bağlı köylerde yaşayan bölge sakinleri veya savaştan kaçarak buraya yerleşen vatandaşların hayatları, muhalif güçler ile rejim arasındaki çatışmalara ve kaosa sahne olan İdlib ve Halep kırsalı ile rejim kontrolündeki Suriye’nin diğer bölgelerinde yaşayanların hayatlarına kıyasla yaşam koşullarının iyileştirildiği ve hizmetlerin sağlandığı daha istikrarlı ve güvenli bir ortamda geçiyor.

Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı içinde yer alan bölgeler, Halep’in kuzey ve doğu halkasını oluşturuyor. Yaklaşık 4 bin kilometre kareden oluşan alan SMO aracılığıyla Türkiye’nin idari, güvenlik ve askeri etkisi altında. Bu bölgelerin nüfusu, bölge sakinlerinin yanı sıra Suriye’nin diğer bölgelerinden gelenlerle birlikte yaklaşık 2 milyona ulaşıyor.

Kürt yetkililer Ankara’yı, özellikle 2018’de yapılan askeri operasyonla YPG’den alınan Afrin kentinde ‘Kürtlere karşı etnik temizlik yapmakla’ suçluyor. Ankara’nın Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonlarını Türkiye’nin güney sınırında bir Kürt yapılanması oluşumunu engellemek amacıyla düzenlediği belirtiliyor. Fırat’ın doğusundaki Rasulayn ve Tel Abyad’da düzenlenen Barış Pınarı Harekatı’nın arkasında da aynı gerekçe yatıyor.

Şarku’l Avsat, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı bölgelerinin sokaklarında gezerek burada hayatın nasıl aktığını gözlemlemeye çalıştı, bölge sakinleri ve diğer kentlerden buraya göç eden bazı kişilerle sohbet etti.

Afrin’de yaşayan Mahmud Meri, bölgedeki durumu ‘sakin, istikrarlı ve nispeten güvenli’ olarak niteliyor.

Meri, daha önce yaşadığı Hama kırsalındaki Sehl el-Gab bölgesinden güvenlik arayışları sonucu yaklaşık bir yıl önce Afrin’e geldi.

Meri, istikrar faktörünün Suriye’nin farklı bölgelerinden azımsanmayacak ölçüde vatandaşı Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı bölgelerine çektiğini belirtiyor.

Meri, diğer bölgelerde rejimin askeri operasyonlarla sürekli sivilleri ve kurumları hedef alması, gruplar arası çatışmalar ve işsizliğin neden olduğu istikrarsızlığın bu bölgeye yönelik göçlerde etkili olduğunu kaydetti.

Meri, “Ancak burada, Fırat Kalkanı bölgesinde, büyük ölçüde istikrar hâkim. Özellikle bu bölgelerin artık tamamen Türkiye etkisinin altında olması hasebiyle rejim, ülkenin diğer bölgelerinde olduğu gibi buralara baskın düzenleyemiyor. İnsanların canını sıkan bazı durumlar da olabiliyor. Örneğin Afrin, Azez ile Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı’nın diğer bölgelerindeki çarşı veya insanların yoğun olarak bulunduğu yerlerde bomba yüklü araçlarla gerçekleştirilen patlamalar. Bu eylemler masum insanların ölümleriyle sonuçlanıyor ve emniyet merkezlerinin soruşturmalarına göre bunların suçlusu daima YPG’ye işaret ediliyor. Bu saldırılarla güvenlik ve istikrarın zarar görmesi hedefleniyor” diye konuştu. YPG ise bu yöndeki iddiaları yalanlıyor.

Ticaret ve sanayi alanında kalkınma

Daha önce İdlib’in Ed-Dana bölgesinde yaşayan ve Afrin’de bir tatlı imalathanesi açan Mahmud Fahur, “Ekonomideki gerileme, düşük imalathane gelirleri ve pasta malzemeleri için hammadde ulaşımının güç olduğu İdlib bölgelerine kıyasla Afrin ve civar yerleşimlerde önemli ölçüde istikrar ve güvenliğin sağlanması, sanayi ve ticaret alanına meydana gelen kalkınma, su ve elektriğe ulaşım rahatlığı gibi nedenlerden dolayı yaklaşık 6 ay önce imalathanemi Afrin’e taşıdım. Burada aylık 400 dolara büyük bir depo kiraladım. Pasta imalatı ve ürünlerin Afrin’deki tatlıcılara dağıtılması noktasında 20 kişiye iş imkânı sağladık. Bu durum imalathane gelirlerinin artmasına katkı sağladı” ifadelerini kullandı.

Şam kırsalından Afrin’e gelen Mahmud Dalati ise burada Suriye’nin meşhur Halep sabununu üretiyor.

Dalati, kaliteli zeytinleriyle bilinen Afrin’i özellikle sabunlarında kullandığı zeytinyağına ulaşım kolaylığı nedeniyle seçtiğini belirtiyor.

Yaklaşık bir buçuk yıl önce Şam kırsalında bulunan Doğu Guta’yı terk eden Dalati, baba mesleği olan sabun üretimine devam etmek için Afrin’e geldi. Burada açtığı küçük bir atölyede ürettiği sabunları El Bab, Afrin ve Azez pazarına satıyor.

Dalati, “Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı bölgelerinde hayat ve çalışma koşulları Suriye’nin diğer bölgelerine göre daha iyi. Zira hareketliliğin olduğu çarşılarda alım-satım yapılıyor, çeşitli yerli ve Türk ürünlerinin ticareti gerçekleştiriliyor, sarraf ve döviz büroları bulunuyor. İmalathaneler ve fabrikalar Suriyelilere çok sayıda iş imkânı sunuyor. Türkiye, kurum ve sektör alışanlarının maaşlarını rahat alabilmeleri için Azez, El Bab, Cerablus ve Er-Rai’de 5 PTT şubesi açtı. Maaşlar Türk Lirası olarak ödeniyor. Ayrıca bu bölgelerdeki yerel meclisler, çocukların vakit geçirmesi için parklar kurdu” diye konuştu.

Bölge sakinleri ile göçmenler arasındaki uyum

Afrin’in Cinderes bölgesinde yaşayan Kürt vatandaş Emin Naus, “Bölge sakinleri ile göçmenler arasındaki ilişkiler karşılıklı sevgi ve saygı temeline dayanıyor. Sevinç ve hüznü paylaşıyoruz. Hepimiz farklı gelenek ve göreneklere saygı gösteriyoruz. Bir gün dahi olsun onların yabancı oldukları duygusuna kapılmadık. Farklı gelenek, görenek, din ve inançlara rağmen biz, Suriyeliler olarak ezelden beri taşıdığımız köklü geleneklere sahibiz. Bunu birbirimize saygı göstermenin temeli kabul ederiz” dedi.

Naus, “Karşılıklı kız alıp verme bölge sakinleri ile göçmenler arasındaki sevgi bağlarını güçlendirdi. Burada mezhebine ve ırkına bakılmaksızın birçok evlilik gerçekleşti. Evlenenlere ev, mehir ödeme ve evlilik için ihtiyaç olan konularda yardımlar yapıldı, hediyeler alındı” ifadelerini kaydetti.

Kürt yetkililer, daha önceki açıklamalarında, Ankara destekli grupları Afrin halkını göçe zorlamakla suçlayan ifadeler kullanmıştı.

Ata İnsani Yardımlaşma Derneği yetkilisi Saddam el-Muhammed, “Yerel meclisler ve Türkiye’nin AFAD’ı gibi uluslararası örgütlerle iş birliği içerisinde gıda malzemeleri ve diğer insani ihtiyaçları dağıtıyoruz. Doğrudan Türk yetkililerin gözetiminde okullara kırtasiye ve ısınma konularında yardım sağlıyoruz. Türk yetkililer, okulların daha çok öğrenci kapasitesini kaldırabilmesi amacıyla okullarda gerekli çalışmaları yürütüyor. İnsani yardım kuruluşları ve yerel meclisler, İdlib ve Halep kırsalından Afrin ve çevresine göç edenlere ayrım yapmaksızın yardım faaliyetlerinde bulunuyor. Bu da Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı bölgelerindeki tüm bileşenler arasındaki ilişkileri güçlendiriyor” diye konuştu.

Eğitim ve öğretim

Fırat Kalkanı bölgesinde yer alan El Bab’daki eğitim işlerinden sorumlu Cuma Kazkaz, “Fırat Kalkanı bölgesinin en büyük kentlerinden olan El Bab’daki eğitim durumunun kendine has özellikleri ve sorunları var. Öğrencilerin yeniden ders başı yapmaları noktasında büyük bir yol kat ettik. Nitekim okulların yüzde 80’inde yapılan onarım çalışmaları sonrasında öğrenciler ders başı yapabildi. Onarım çalışmalarına yerel ve uluslararası örgütlerin yanı sıra Türkiye’deki yardım dernekleri destek verdi. Türkiye, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı bölgelerinde, kırtasiye malzemelerinden tutun da öğretmenlerin maaşlarına kadar eğitim sorumluluğunu bizzat üstlendi. Öğretmenler maaş olarak, aylık 750 Türk Lirası alıyor” dedi.

Derslerde Geçici Suriye Hükümeti tarafından değiştirilen müfredatın takip edildiğini, İngilizce ve Türkçe dillerinde dersler verildiğini aktaran Kazkaz, “Eğitim konusunda çözüm bekleyen birtakım sorunlar var. Bunların başında Suriye’nin diğer bölgelerinden El Bab’a yönelik yoğun göçler geliyor. Bu göçler nedeniyle okullarda öğrenci sayısının artması ve okul sayılarının az olmasından ötürü dersliklerde izdihama neden oluyor” dedi.

Yerel gözlemciler, El Bab’da özellikle Sağlık alanında sunulan ücretsiz hizmetlere ve ekonomik refahın artmasına dikkati çekiyor. Türkiye son olarak El Bab’da 200 yataklı ve 8 ameliyathanesi olan bir hastaneyi hizmete açmıştı. Bu da bölgedeki vatandaşlara tedavi masrafları noktasında ciddi kolaylıklar sağladı.

Daha önce Hama kırsalında yaşayan ve şu an Afrin’in Bülbül bölgesinde ikamet eden aktivist Mesud el-Hamevi, kentteki suç oranlarına ilişkin, “Türkiye ve SMO’nun Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı bölgelerinde kontrolü ele geçirdiği ilk aylarda, güvensizlik ortamı oluştu hırsızlık, adam kaçırma ve cinayet gibi suçlarda ciddi artış kaydedildi. Nitekim o dönem kimliği belirsiz kişiler tarafından kaçırılan kişiler ancak fidye karşılığında serbest kalabiliyordu. İstenilen fidye bazen 20 milyon Suriye Lirası’nı bulabiliyordu” dedi.

Hamevi, “Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı bölgelerinde emniyet merkezlerinin kurulmasının ardından, güvenlik güçleri kaçırma ve hırsızlık eylemlerine karışanlara karşı görevini tavizsiz bir şekilde yerine getirmeye başlayınca suç oranları en alt seviyeye indi. Şüphesiz Türkiye destekli SMO unsurları tarafından bazı ihlaller yaşandı. Örneğin PYD ve YPG unsurlarına ait evlerin yağmalanması veya bölge halkının mülkiyetlerine el konulması gibi durumlar yaşandı. Fakat sonradan SMO askeri yöneticilerinin yer aldığı askeri kurum tarafından Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı bölgelerinde bu duruma son verildi. Artık tüm bölge sakinleri, herhangi bir unsurun kendilerine karşı yapacağı en ufak yanlışta bunu şikâyet etme hakkına sahipler” diye konuştu.

Kaynak: https://aawsat.com/turkish/home/article/2148531/%E2%80%8Bf%C4%B1rat-kalkan%C4%B1-ve-zeytin-dal%C4%B1-b%C3%B6lgelerinde-istikrar-ve-g%C3%BCvenlik-g%C3%B6%C3%A7%C3%BC-art%C4%B1r%C4%B1yor

27.02.2020