Tunca BENGİN

Bayram nedeniyle 100 binin üzerinde Suriyeli ülkesine gitti. Döndü diyemiyoruz çünkü bir süre sonra Türkiye’ye geri gelecekler. Hatta bunun için özel prosedürler belgeler de hazırlandı. Yani Suriye’ye değil ama Türkiye’ye 100 binin üzerinde bir geri dönüş söz konusu. Belki buna “hadi sen de gel orada ekmek elden su gölden” sözleriyle heveslenen yenileri de eklenebilir. Açıkçası ilk bakışta oldukça insani görünen bu gidip-gelmeler aslında anlaşılması zor ve hatta uluslararası hukuk açısından da sorunlu bir durum. Dolayısıyla da bilmece gibi sorular yumağı oluşturan bir hareketlilik. Örneğin bu insanlar ülkelerindeki savaştan kaçıp Türkiye’ye sığındılar şimdi gidebiliyorlarsa güvenlik sorunu ortadan kalktı anlamına gelmez mi? Ya da şu anda 3 milyon 600 bin Suriyeliye kucak açan ve bugüne kadar kendi kaynaklarıyla onlara 30 milyar dolarlık destek veren Türkiye can güvenliği sorunu kalktıysa gidenlere “geri almıyorum” diyemez mi? Dahası bu hareketlilik Türkiye’deki milyonlarca Suriyeliyle de vedalaşma zamanının yaklaştığı ya da geldiği olarak yorumlanamaz mı? Bu soruları Hacettepe Üniversitesi Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi Müdürü Doç. Dr. M. Murat Erdoğan’a yönelttim. Öncelikle de olayın hukuki boyutunu. Yanıtı şuydu:

“Uluslararası hukuk bakımından sorunlu bir durum istisnai bir düzenleme yapılıyor orada. Sen bana geliyorsun sığınıyorsun benim ülkemde savaş var diyorsun ben de seni her türlü siyasi risk ekonomik yükü üstlenerek alıyorum. Sonra diyorsun ki ‘bayram var, bayrama gideceğim.’ Bunun bir mantığı olamaz ve uluslararası hukukta da ‘hadi ben bir gidip geleyim’ falan olmaz. Dolayısıyla bu insanların tekrar ülkesine gitmesi mümkün değil, gitmemesi lazım, giderlerse geri dönüşlerine izin vermememiz lazım. Ama bu krizi aşmak için geçici bazı önlemler alınıyor, geçici belgeler üretiliyor. O belgelerle insanlar gidiyorlar ve geri dönüyorlar.”
Türkiye almasa almaz yani?
“Almaz tabii ki. ‘Almıyorum’ derse almaz. Ama önceden bizimkiler bunu taahhüt ediyorlar ‘tamam git, gel, ben seni alacağım’ diyorlar. Örneğin Türkiye dese ki ‘giderseniz geri gelemezsiniz’ buna sonuna kadar hakkı var. Ama bunu uygulayamıyoruz.”
Niye?
“Bu taleplerin bir duygusal tarafları var, onun için yapılıyor olabilir. Bir de şu tarafı var. Bu insanları ülkelerinden tamamen uzak tutarsak burada kalmaları daha netleşir en azından ilişkileri olursa belki geri dönüşlerini teşvik eden bir unsur olabilir ve daha sonra kalıcı olarak dönerler diye düşünülüyor olabilir.”
Dönüş şartları
Bunlar bilmecenin bir boyutu. Bunun bir de gidenler neden geri geliyor ya da o bölgelerde güvenlik sorunu kalmadıysa neden kalıcı dönüşler söz konusu olmuyor gibi yanıt bekleyen tarafı da var. Erdoğan devam ediyor:
“Uluslararası kitlesel göçlerde eğer nüfusu sınır bölgesinde tutarsanız ve krizde 6 aydan daha fazla uzamazsa insanlar geri dönüyorlar. Örneğin 1991’de Irak krizinde bunları yaşadık. Ama eğer insanlar bütün ülkeye yayılırsa bu zaten ülkesinden umudunu kestiğini gösteriyor. Şu an Türkiye’deki Suriyelilerin yarısından fazlası sınır bölgelerinde yaşamıyor. Sadece İstanbul’da 600 binin üzerinde Suriyeli var.
Bir de politik motivasyonu olanlar dönüyor. Örneğin Kürtler dönüyor çünkü adamın bir hayali var ‘benim devletim kurulacak şöyle olacak böyle olacak’ diye. Sünni Arap hiç bir şeyi olmayan okur-yazar bile olmayan insanın motivasyonu yok o açıdan. Kendini risk altında görüyorsa o adamlar zaten uzak duruyorlar.”
Peki savaş biterse Türkiye ‘dönün’ diyemez mi?
“Bunu diyebilme lüksü yok. Çünkü öyle anlıyoruz ki rejim de değişmeyecek. Rejim değişmeyince Türkiye’ye gelenlerin hepsi Suriye rejimine göre vatan hainleri, terörist ilan edilmiş. Şimdi nasıl sağlayacaksınız o insanların dönüşünü. Adamlar pasaport işlemlerini, kimlik işlemlerini yapamıyor. Burada çocuklar doğmuş onları kabul edecek mi etmeyecek mi belli değil.
Hadi diyelim ki güvenliği dert etmediler gitmek istediler. Şu an kamplardaki 250 bin kişi için 50 bin, kamp dışındakiler için de 500 bin konuta (her haneye 5 kişi) ihtiyaç var. Yani toplamda 550 bin konut yapacaksınız ki Suriye’de bu insanların bir evi olsun. Bu da ha diye yapılabilecek ekonomik olarak kaldırılabilecek bir şey değil.”
Özetle; ülkedeki 3.6 milyon Suriyelinin ülkelerine dönme olabilirliği pek söz konusu değil, olursa da çok zor. O nedenle de bu insanlarla birlikte “nasıl huzur içinde yaşayacağız” formülünü bulmak daha doğru. Hem de ivedilikle çünkü ülkedeki Suriyeliler odaklı gerilim hızla tırmanıyor…

kaynak: http://www.milliyet.com.tr/yazarlar/tunca-bengin/bayramlasmaya-giden-suriyeliler-2474667/

25.06.2017