Orhan Bursalı yazdı…

Orhan Bursalı

Cumhurbaşkanı, şubat ayında Dokuz Eylül Üniversitesi’nde yapılan ve tabii ki esas olarak Suriyelileri kapsayan uluslararası göç ile ilgili toplantıda, vatandaşlık kapılarını iyice açacak işaretini veriyordu. Önceki günkü yazımda yüzde 50 oya ulaşmak için gerekli yüzde 5 oyu (3 milyon aşkın seçmen) nasıl toparlayacak üzerine düşünürken, ülkemizdeki Suriyelilere hızlı vatandaşlık dağıtımının da sepetteki ara çözümlerden biri olduğunu belirtmiş ve “kaç vatandaşlık verdik, iki yıl içinde kaç vatandaşlık daha vermeyi planlıyorlar” diye sormuştum.

RTE, bunun işaretini vermiş, atlamışım:

“Bilhassa ülkemizde eğitim görmüş, milletimizle ünsiyet geliştirmiş, Türkiye ile gönül bağı olan insanlara yönelik farklı adımlar atacağız. Değişen şartlara ve ülkemizin ihtiyaçlarına göre göç ve göçmenlerle ilgili politikalarımızı olumlu yönde yenilemeye devam edeceğiz.”

2018 seçimlerine doğru 80 bin civarında Suriyeliye vatandaşlık verildiği belirtilmişti.

Soylu, Ağustos 2019’da, 92 bin 280 Suriyeliye vatandaşlık verildiğini söylemişti.

Mülteciler.org/tr sitesindeki bilgilere göre Aralık 2019 sonu itibarıyla bu sayı 110 bine ulaştı.

2020 yılı ve bu yılın ilk 3 ayında kaç vatandaşlık daha verildiğini bilmiyoruz.

Ama sayı artışının giderek hızlandığı açık.

Şimdi Cumhurbaşkanı, ülkemize alışmış tabii ağırlık olarak Suriyelilere yönelik politikalarını, ülkeye iyice yerleşmeleri yönünde sürdüreceklerini açıklıyor.

2 MİLYON SURİYELİ OY KULLANABİLİR

Yine Mülteciler Derneği’nin sitesindeki son bilgilere göre 3 milyon 656 bin Suriyeli var. Nüfusumuzun yüzde 4.3’üne denk geliyor.

18 yaş ve üstünde, yani 2023’te oy kullanabilecek yaştaki Suriyelilerin sayısı ise yaklaşık hesapla 2 milyon.

Bunların hepsine vatandaşlık verirler mi? Olanaksız diyelim, ama Saray’ın ihtiyacı olan oy politikaları gereğince, devletten herhangi bir itiraz gelmeyeceğine göre eğer hızla vatandaşlık verin talimatı verilirse, 1-1.5 milyon daha Suriyeli vatandaşımızın olması mümkün.

Bu sayı da aranan “3 milyon oyun / yüzde beş”in yarısına yakınının bulunabileceği anlamına gelir.

Suriyelilerin herhalde Millet İttifakı’na oy vereceğini kimse düşünmüyordur! Bunlar garanti oylardır. Sadık tebaa.

YENİ AZINLIK NÜFUSUMUZ 

Suriye’nin parçalanmasına, iç savaşın yayılmasına, Suriyelilerin savaştan kaçarak göç etmesine Ankara da politikalarıyla büyük katkıda bulundu.

Ankara’nın yapması gereken, bu ülkede iç savaşın hemen bitirilmesi ve tüm dünyaya yayılan Suriyelilerin ülkelerine geri göç edebilmesinin koşullarını yaratılmasına acilen büyük katkı.

Ama farklı nedenleri burada saymanın yeri değil, Ankara bunu istemiyor.

Suriye’den nüfus çalma politikası var. Tüm dünya bunu yaptı, Almanya’da bir milyon Suriyeli olduğu yazılıyor, fakat Almanlar seçmece aldılar, en eğitilmiş nüfusu. Böylece nüfuslarını yeniliyor ve ihtiyaçlarını karşılıyorlar.

Bizim nüfusta, yüzde 4.3 gibi önemli bir azınlığımız oldu. Bu Arap nüfus, şüphesiz yarın politik ve sosyal olarak farklı bir siyasi yapı ve kültür oluşturacaktır.

DÜŞÜK ÜCRET KAVGASI

Türkiye’nin işyeri yaratma kapasitesinin son derece düşük olduğu bir gerçek.

Suriyelilerin büyük çoğunluğu, çok çok düşük ücretlerle çalışıyor. Hemen hemen kitle olarak gelir bakımından büyük bir “alt sınıf” oluştu.

Ülkemizdeki işsiz yığınların artmasında, düşük ücretli Suriyelilerin merdiven altı, üstü pek çok işte çalıştırıldığı biliniyor. Bu durum, bizim “gelir bakımından en alt emekçi kitlesi”nin gelirini daha aşağı çekiyor veya işsiz bırakıyor.

Kentlerimizin demografik yapıları çok değişti. Şu duruma bakın: En çok Suriyeli barındıran şehir 521 bin 315 kişi ile İstanbul. İstanbul’u 449 bin 945 kişi ile Gaziantep436 bin 264 kişi ile Hatay takip ediyor. Suriyelilerin yerli nüfusa oranla en yoğun yaşadığı şehir ise yüzde 73.4 ile Kilis.” 

Türkiye’de 450 bin Suriyeli bebek doğdu.

***

Şimdi soruyorum: 2023 Haziranı’na kadar Saray, bugünkü koşullarda ihtiyacı olan 3 milyonu aşan oyun yarısına yakınını Suriyelilerle karşılamaya mı gider, yoksa ülkemizin çok yakın gelecekten itibaren yüzde 4.3 azınlıkla birlikte ortaya çıkacak yeni ve ciddi sorunları düşünerek vatandaşlık verilmesine yanaşmaz mı?

Ve bize “bu sizin hüsnükuruntunuz” mu der?