Cumhurbaşkanı Erdoğan, Barış Pınarı Harekâtı ile Suriye’nin kuzeyinde oluşturulan güvenli bölgeye Türkiye’deki Suriyeli sığınmacıların yerleştirilmesinden bahsediyor. Bu yerleştirme planına göre; güvenli bölgede 5 bin nüfuslu 140 köy olacak. Bu köylerin her birinde 350 metrekare alan içinde 100 metrekarelik evler yer alacak. Her haneye tarım yapabileceği arazi verilecek. Her köyde bin konutla birlikte 2 cami, 2 okul, gençlik merkezi ve spor salonu olacak. Planda 30 bin kişinin yaşayabileceği 10 ilçe merkezi inşa edilmesi de var. 8 ilçede 10 yataklı, 2 ilçede 200 yataklı hastane olacak. Plan gerçekleştirilirse yaklaşık 2 milyon Suriyelinin bu bölgelere iskân etmesi sağlanacak. Planın maliyeti ise yaklaşık 50 milyar dolar olarak belirtiliyor.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar ise, geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada,  Suriyeli ve Türk çiftçilere yönelik tarımsal eğitim projesini gündeme getirerek, “Türk ve Suriyeli çiftçilerimize yönelik tarımsal eğitim projesinde FAO ve TZOB birlikte hareket edecek. Ziraat Odalarımız ile konuyu değerlendirdik. Bu eğitimleri yapabiliriz. Biz buna hazırız. FAO’dan haber bekliyoruz.” dedi.

Bu proje nedir biliyor musunuz? Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO)’nün Tarım Bakanlığı ile birlikte Suriyeli sığınmacıları köylerimize yerleştirme projesidir! İktidarın Suriyelilerin ülkemizde kalıcı olması sevdasından vazgeçmediğinin bir göstergesidir. Dahası, stratejik göç mühendisliği ile Suriyelilerin ülkemize gelmesini sağlayanların, Türkiye’nin demografik yapısını nasıl hedef aldığının da bir başka kesitidir.

Madem Suriyeliler güvenli bölgeye yerleştirilecek, neden böyle bir proje üzerinde çalışma yapılıyor? Aslında Suriye’nin kuzeyinde terörden arındırılan bölgeye sığınmacıların yerleştirileceği düşüncesi, bir algı çalışmasından ibaret. Bugün AKP iktidarının oylarında yaşanan düşüşte payı bulunan konulardan biri de Suriyeli sığınmacılar sorunu. Türk toplumunun ezici çoğunluğu, Suriyelilerin Türkiye için bir sorun olduğunu düşünüyor ve ülkelerine dönmelerini istiyor. Öyle ki bu konuda, siyasi partilerin seçmenleri arasında bile ittifak var. Yapılan bir araştırmaya göre, AKP’ye oy verenlerin bile yüzde 80’inden fazlası, Suriyeli sığınmacıların gitmesini istiyor.

Tablo bu… İktidar, kendisine oy kaybettiren bu meseleyi çözme uğraşında olduğunun intibaını oluşturmaya çalışıyor. Ancak işin perde arkasında, köşeme taşıdığım tarımsal eğitim projesinde olduğu gibi, Suriyelilerin ülkemize entegre edilmesine yönelik çalışmalara devam ediliyor. Suriyeli sığınmacı sayısının Türk nüfusunu geçtiği Kilis’te, Vali’nin emriyle polis Arapça eğitimi alıyor. Bunlara benzer daha birçok uygulama, sürüyor.

Peki, iktidarın Suriyelileri göndermeyeceğinin göstergesi bunlardan mı ibaret? Aslında güvenli bölgeye sığınmacıları yerleştirme düşüncesinin detayları, Türk toplumunu oyalamaktan başka bir şey olmadığının kanıtı. Güvenli Bölge, hukuken Suriye’nin toprağı değil mi? Siz burada yerleşim alanları oluşturacak, konutlar yapacak, ailelere tarım arazileri vereceksiniz? Bunları yaparken, sizin olmayan bir toprakta, kamulaştırmayı nasıl yapacaksınız? Konutların, tarım arazilerinin tapusunu nasıl vereceksiniz? Kaldı ki, hemen aşağısında terör örgütü PYD/YPG varlığı ile komşu olan bir bölgeye kaç tane Suriyeliyi götürebileceksiniz? Türkiye’nin aleyhine çok ciddi hukuki sorunlar oluşturabilecek bir durum bu. İşin bir diğer tarafı, bu planının hayata geçebilmesi için mali kaynak nereden bulunacak? Bu soruların cevapları, söz konusu planda yok. Herhalde izahı olmadığı için olsa gerek…

Kaynak: https://www.gunboyugazetesi.com.tr/erdogan-suriyelileri-gercekten-gonderecek-mi-3219yy.htm

25.10.2019