“Suriye’deki savaştan sonra Hatay’ın ne tadı kaldı ne tuzu…”

AHT MUHABİRİ BÜLENT GÜNAL ve SEDAT SUNA’NIN HABERİ

Türkiye’nin en özel şehirlerinden Hatay. Kenti ikiye bölen Asi Nehri’ne inat, bu şehirde yıllardır Aleviler, Sunniler, Hıristiyanlar, Yahudiler, Türkler, Kürtler, Araplar, kelimenin tam anlamıyla bir arada “kardeşçe” yaşıyor. O yüzden Hatay’ın diğer adı ‘Kardeşlik Şehri’…

Cami, sinagog, kilise yan yana yükseliyor. Ancak Suriye’de Esad yönetimi sonrası başlayan iç savaşın yarattığı deprem belki de en çok Hatay’ı sarstı. Esad zulmünden kaçan binlerce Suriyeli muhalif Hatay’ın kapısını çaldı. Resmi rakamlara göre Hatay’da kurulan beş mülteci kampında 12 bine yakın Suriyeli bulunuyor. Sınırdan kaçak olarak Türkiye’ye giriş yapanlarla bu sayının 20 bini bulduğu konuşuluyor. Ve son günlerde Hatay’da kaşların çatıldığı, halkın tedirgin bir bekleyiş içinde olduğu haberleri gazete sayfalarına yansıyor. Yiyip içtikten sonra hesap ödemeden kalkan, hatta ‘hesabı Başbakan Erdoğan ödeyecek’ diyen, mülteci kampları yerine kendilerine şehir merkezini mesken tutan, ev kiralayan, polislere pervasızca kafa tutan, bellerinde silahla dolaşan Suriyeli sığınmacılardan söz ediliyor. Sözün özü Hatay’da neler oluyor?

CEVAPLAR HATAY SOKAKLARINDA
Son birkaç gündür Hatay ülke gündeminden düşmüyor. Kentte gergin bir bekleyiş olduğu, Esad zulmünden kaçan Suriyelilerle Hataylılar arasında iplerin gerildiği öne sürülüyor. İddialar ise çetin. Bizde ‘Hatay’da neler oluyor?’ sorusuna yanıt bulmak için foto muhabiri arkadaşım Sedat Suna’yla birlikte Hatay yollarına düştük. Aklımızdaki soru Hataylılarla Suriyeli sığınmacılar arasında söylenildiği gibi gerginlik olup olmadığıydı. Gerçekten yemek yedikten sonra hesap ödemeyi reddeden hatta “Bizi Baba (Başbakan Erdoğan’ı kastediyorlar) davet etti Türkiye’ye, hesabı o ödeyecek’ diyen Suriyeliler var mı? Yoksa bunlar birer şehir efsanesine mi dönüşmüş? Sorularımız hazır, cevapları bulmak için Hatay sokaklarını arşınlamaya başladık.

“HATAY TEDİRGİN”
İlk durağımız Hatay mutfağının seçkin örneklerinin sunulduğu Anadolu Restaurant’tı. Restoranın işletme müdürü Kemal Doğruel, sözlerine “Hatay tedirgin” diye başladı, sonra da devam etti: “Benim öyle müşterilerim vardır ki 20 yıldır tanırım, ama müslüman sanırdım; cenazelerinde öğrendim Hıristiyan olduklarını. Daha dün şu masada bir Yahudi, bir Hristiyan, bir de müslüman oturmuş yemek yiyip sohbet ediyordu. Niye anlatıyorum bunları? Hatay farklı kültürlerin bir arada kardeşçe yaşadığı kıskanılacak bir şehir. Ama Suriye’de savaş çıktıktan sonra ne tadı kaldı Hatay’ın ne de tuzu. Benim restoranımda başıma gelmedi ama birçok meslektaşımdan dinledim. Yemek yedikten sonra hesabı ödemeden kalkıp gitmek isteyen var. Esnaf da huzursuz, sokaktaki vatandaş da…”

“DAVUTOĞLU HATAY’A GELSİN YÜREKLERE SU SERPSİN”
Doğruel, Suriyeli muhaliflere uygulanan kimi ayrıcalıkların halk da büyük tepkiye neden olduğunu söyledi: “Bir arkadaşımızın yengesi yolda yürürken fenalaşıp yere düşmüş, meğer beyin kanaması geçiriyormuş. Arkadaşım hemen 112 acil servisi aramış, ambulans istemek için. Ama telefondaki kişi ellerinde ambulans olmadığını, tüm ambulansların Suriyeli mültecilere tahsis edildiğini söylemiş. Kadıncağız şu an felçli. Olacak iş mi bu? Arayın 112’yi bakalım size ne diyecekler? Suriyeli yaralılara da elbette yardım edilsin ama benim insanım ölsün mü? Yok mu bunun bir ortası? Ayrıca Hatay sokaklarında dolaşanların hepsi Suriyeli muhalif değil. Elini kolunu sallayan soluğu Hatay’da alıyor. Kim oldukları belli değil. Bakıyorsunuz bellerinde silah var. İnsan tedirgin oluyor haliyle. Yılların esnafının bir de isteği var: ‘Devletimizin politikası doğrudur yanlıştır tartışmıyoruz, ama Dışişleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu Hatay’ a gelsin, yüreklere su serpsin. Güvendesiniz desin, halklar arasında tatsızlıklar olmayacağının garantisini versin. Bir şey olmayacağına dair bir açıklama yapsın. Biz Hataylılar devlet büyüklerimizin sözlerine çok değer veririz.”

“NEREDEN SİLAH ALABİLİRİZ DİYE SORANLAR OLDU”
Hatay’daki esnaflara bir dokunduğumuzda bin ah işittik. Eski otogar bölgesinde et tavuk döner satan bir büfenin sahibi olan Ali Yıldız, Suriyeliler’in işyerine sık sık geldiğini söyledi: “Birkaçı hesap ödemek istemedi. Usulünce aldık paramızı. Yoksa burayı haraca bağlarlar. Birisine tamam desen hesap ödemeden gidenlerin ardı arkası kesilmez. Kimi de geliyor, dileniyor. Bazı esnaf arkadaşlarımızı tehdit de ettiler. ‘Esad Alevi siz de Alevisiniz, hepinizi öldüreceğiz’ dediler. Kavga gürültü çıktı. Biri de gelmiş bana, ‘nereden silah alabiliriz?’ diye soruyor. Hatay’da neler oluyor diye soruyorsunuz. İşte Hatay’da bunlar oluyor.”

“ŞU AN SANA BAKAMAYIZ MUHALİFLER GELDİ”
54 yaşındaki ayakkabı boyacısı Fatin Süzen gazeteci olduğumuzu anlar anlamaz yanımıza geldi. Bir çırpıda kolundaki yaraları gösterip derdini anlatmaya başladı: “Kolum yarıldı, hastaneye gittim, devletin hastanesine. Bana, ‘şu an sana bakamayız, muhalifler geldi, onlarla ilgilenmek zorundayız’ deyip başlarından savdılar. Suriyeliler mi bu ülkenin vatandaşı mı, yoksa biz mi? Polis benden kimlik soruyor, onlara soramıyor. İnanın huzurumuz kalmadı.”

“TAKSİ PARASINI VERMEM GİT ZİRAAT BANKASI’NDAN ÇEK”
Taksi şoförü olan Mustafa Demir ise yıllarca Suriye Hatay arasında otobüs şoförlüğü yaptığını anlattı: “Hergün kavga çıkıyor. Taksiye binenlerden bazıları inerken, ‘git paranı Ziraat Bankasından çek’ dedi. Al başına bela. Suriyelilerin sanırım milletvekili dokunulmazlıkları var.”

 “TÜRKİYE MUHALİFLERE UÇAKSAVAR VERSİN”
Hatay’daki Suriyelilerin yoğun olarak bulunduğu eski otogar bölgesindeyiz. Önce Suriyeli sandığımız iki Libyalı sorularımızı yanıtlamayı kabul etti. 36 yaşındaki Muhammed Birhani son dört aydır Türkiye’de olduğunu söyledi. Evli ve üç çocuk babası Muhammed “Neden Hatay’dasınız?” sorumuzu “Suriyeli muhaliflere yardım etmek için” diye yanıtladı, sonra da ilginç sözler sarfetti: “Bizimkisi bir kuruluş kapsamında yardım değil. Bireysel. Erzak, ilaç gibi yardımlarda bulunuyoruz. Şu ana kadar Türkiye Suriye’ye hep yardımcı oldu. Mültecilere kapısını açtı, ilaç, gıda yardımında bulundu. Ama yerel güçlerin ilaçtan daha çok silaha ihtiyacı var. Özellikle de uçak savarlara. Çünkü Esad gökten ölüm yağdırıyor. Muhalifler ise uçaklara karşı koyamıyor.” Muhammed’e, “Yani Türkiye’den uçak savar mı istiyorsunuz?” diye sorduğumuzda başını sallayarak, kesin bir ifadeyle “evet” dedi… Diğer Libyalı Salah Salim 23 yaşında. Salim, parası olan Suriyeliler’in Hatay’da rahat ettiğini söyledi: “Parası olanlar ev tutuyor, keyifleri yerinde. Ama olmayanlar rezil durumdalar.”

kaynak: https://www.haberturk.com/gundem/haber/771676-hatayda-neler-oluyor

29.08.2012