Devlet yetkililerinin ifadesiyle Öncüpınar’daki konteyner kent bir ‘rüya şehir’ hedefiyle projelendirilmiş. Hedef, Beşar Esad’dan kaçıp gelenlere Hatay’daki çadır kentlerden daha konforlu bir mekan yaratabilmek.

Yeni bir alan bulup istimlak etmek yerine halihazırda kamu arazisi olan hac konaklama merkezi kullanılmış. Etrafını duvarlarla çevirince güvenli bir alan olur diye düşünmüşler. Suriye sınırına sıfır noktada kurulan konteyner kentin bulunduğu noktanın ne kadar büyük sorunlara neden olabileceğini şimdi biraz da yaşayarak öğreniyorlar.

Açık inşaat alanı

Konteyner kentle ilgili daha büyük sorun ise henüz inşaatı tamamlanmadan kullanıma girmiş olması. Suriye sınırından bir günde 1000’er kişilik geçişler baş gösterince Ankara, konteyner kenti planlanandan yaklaşık 1.5 ay önce yani 16 Mart’ta kullanıma açmış. Dolayısıyla hâlâ açık bir inşaat alanı. Okul, hastane gibi binalar inşaat halinde. Güvenliği sağlayacağı düşünülen 4 metrelik duvarlar dahi henüz kampı tam çevrelemiş değil. Duvar olmayan noktalardaki alüminyum saçlar da kolayca kırılabiliyor. Pazartesi günü sınırın karşı tarafında ateş altında kalan Suriyelilere yardım için kamptan çıkanlar da bu saçları kırarak çıkmış. Türk yaralılar; onların dışarı çıkmasını engellemeye çalışırken seken kurşunlarla yaralanmış.

/images/100/0x0/55eb3cb3f018fbb8f8b42a20

Sistemin kalbi

Kampta sistemin kalbi olarak düşünülen alan AVM’lerin de içinde bulunduğu bina bloğu. İnşaatı devam eden bu alan yardım malzemelerinin kamp sakinlerine dağıtımı için kilit nokta olacak. Kamp sakinlerine çıkartılacak biyometrik kimlik kartlarına ve parmak izlerine yüklenecek para limiti sayesinde Suriyeliler kendi ihtiyaçlarını kendi belirleyebilecek. Bu operasyonda görev yapmak için ihaleyi kazanan hipermarket zincirleri Kilis’in yerel markaları olmuş.

Ateş altında kalan kamp

Hürriyet, pazartesi günü karşı taraftan açılan ateş altında kalan Suriye sınırındaki Öncüpınar’daki konteyner kenti ziyaret etti. 2.060 konteynerden oluşan kampta 9.245 Suriyeli konuk ediliyor.

Tüp bebek isteyen bile var

Her konteyner içinde iki oda, açık mutfak ve banyo bulunuyor. Vali Yardımcısı Ahmet Karatepe’ye iletilen talepler de oldukça ilginç. Tüp bebek yapmak için destek bekleyenden, bebek mamasının markasını beğenmeyene kadar uzun bir liste var elinde.

İki oda, mutfak ve banyo

Kampta toplam 2060 tane konteyner var. Her konteyner içinde iki oda, açık mutfak ve banyo bulunuyor. Konteyner başına 3 ranza var. Ama yerde oturma adeti olan bazı Suriyeli aileler yatakları ranzaların içinden çıkarıp döşek olarak kullanıyor. Evine kısa süreliğine konuk olduğumuz Reybati ailesinin annesi Hasnet Nesif ‘Humus pişiriyorum yer misiniz’ diye karşılıyor bizi. Cisr-El Sugur’dan bir ay önce kaçmışlar, önce Hatay’da Yayladağı kampına ardından Kilis’e gelmişler. ‘Ne eksiğiniz var’ diye sorunca üstlerindekinden başka giysileri olmadığını söylüyorlar.

Aslında devlet de düzenli olarak soruyormuş ‘Ne eksiğiniz var’ diye. Vali Yardımcısı Ahmet Karatepe’ye yazılı olarak iletilen talepler de oldukça ilginç. Tüp bebek yapmak için destek bekleyenden, dişlerini yaptırmak isteyene, bebek mamasının markasını beğenmeyene kadar uzun bir liste var devletin elinde.

ONLAR MÜLTECİ DEĞİL

Dışişleri Bakanlığı’nın bütün kamplarla ilgili faaliyetler için atadığı Ortaoğu Dairesi Başkan Suphi Atan, önemli bir uyarıda bulunuyor: ‘Altı aydır yüzlerce Türk ve yabancı gazeteciye defalarca anlatılmasına rağmen hala kamplardaki Suriyelilere herkes mülteci demeye devam ediyor. Onlar geçici koruma altındaki Suriye vatandaşları.’ Atan’ın uyarısı önemli. Geçici koruma istedikleri sürece burda kalmalarına izin vermek, bu süreçte güvenliklerini ve insani ihtiyaçlarını karşılamak demek. Mülteci olsalar Türkiye’ye daha büyük hukuki sorumluluklar düşecekti.

Kilisliler diken üstünde

SON beş yıldır patlama yaşayan sınır ticaretinin, bıçak gibi kesilmesi nedeniyle zaten zor günler yaşayan Kilisliler, sıcak çatışma korkusuyla hop oturup hop kalkıyor. AK Parti’nin üç dönemdir hiç zorlanmadan aldığı Kilis’te, halk bu aralar hayran olduğu Başbakan Erdoğan’la ilk defa fikren ayrı düşmüş. Öncüpınar köyüne gidiyoruz. Fazlaca fikri sorulmayan yerel halk mülteciler kadar sıkıntılı. Mültecilerin dramına üzülüyorlar ama devletin onlar için aldığı riskin sonuçlarından kaygılılar. 220 haneli köyün kahvesinde, 18 yıllık muhtar Orhan Arslan ile buluşuyoruz. Pasaportla gelen Suriyeliler de var Öncüpınar’da. Yaklaşık 50 kadar. Hatta muhtar Arslan bunlardan 16 tanesinin mensup olduğu aileye evini bedavaya vermiş, “Normalde 350 TL civarında kira ama çok perişanlar. Allah rızası için verdim” diyor.

Bize de bir konteyner

Öncüpınarlılar’ın siyasi farkındalığı da hayli yüksek. 2011 seçimlerinde bin seçmenden 150’si oy vermeye gitmemiş, 650’si AK Parti’ye oy vermiş. 45 yaşındaki Mustafa Arslan, “AK Partili bir köy burası ama ilk defa Başbakanımızla bu Esad işinde ters düştük. Suriye’nin içişlerine karışmayacaktık. Ne güzel tam işlerimiz yoluna girmişti, evimize doğru düzgün ekmek götürmeye başlamıştık” diye anlatıyor. Yeğeni 28 yaşındaki Mustafa Arslan ise sekiz ay önce bıçak gibi kesilen kaçakçılıktan kişisel kaybı için “Ayda 2 bin TL” diyor. Genç Mustafa “Bugün de kapı açık ama can korkusundan gidemiyoruz. Bu gidişle biz de mülteci durumuna düşeceğiz. O zaman devlet bize de bir konteyner ayarlar herhalde” diye sitem ediyor.

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/gundem/iste-suriyeli-konteyner-kenti-20334981

13.04.2012