Yedi yıldır Mimar Sinan Mahallesi’ndeki tribleks ve şömineli bir villada oturuyorum.
Duvarda geyik kafası da var.
Onca zenginlik, onca yakışıklılık ve onca aristokratlığıma rağmen daha biriyle sevişmek nasip olmadı.
Bunun neden olabileceğini düşünürken gözüm o geyik kafasına takıldı.
“Ne kadar nursuz bi yüzü var len bunun. Kesin kısmetimi de bu kapatıyor” diye düşündüm ve yarından tezi yok villama doğalgaz bağlatıp, o nursuz yüzlü geyik kafasını da çöpe atmaya karar verdim.
*
Sonra hazırlanıp yakındaki bir markete gittim.
İlkokulda bizim sınıfta çirkin bi kız vardı. Bi baktım markette o var ve hala çirkin.
Hiç çaktırmayıp, tanımamazlıktan geldim ve bi paket kısırlık bulgur alıp çıktım.
*
Kısırlık bulguru eve bırakıp tekrar çıktım.
Nazilli Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ümit Özmen ve Ses Gazetesi İmtiyaz Sahibi Mehmet Akgül ile buluştuk.
Hep birlikte Ankara’ya gidip, Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD) tarafından düzenlenen Mülteciler ile Medya buluşmasına katıldık.

Türkiye’nin dört bir yanından gelen cemiyet başkanları ve gazetecilerin yanı sıra Suriyeli gazetecilerin katıldığı üç günlük programı takip ettik.
*
Avrupa Birliği’nden bir temsilcinin de bulunduğu programda ülkemizde 4 milyon Suriyeli’nin olduğunu öğrendik.
AB Temsilcisi, Suriyeli geçici sığınmacılar için AB’nin harcadığı parayı ve daha neler yapılması gerektiğini anlattı.
Anladık ki, Suriyeliler ülkelerine dönmeyecek.
Sığınmacı kabul etmeyen AB ülkeleri bu yükü bizim omuzlarımıza yüklemiş ve Türkiye’nin harcadığı paranın 4’de birini harcayarak, ülkemizde kalmaları için çalışıyor.
Bizi de “Suriyelileri sevin, onları dışlamayın, yapacağınız haberler ile algı oluşturun” demek için çağırmışlar.
*
Akşam olduğunda Kızılay’a indik ve Kerkük’ten Türkiye’ye gelen bir arkadaşımla buluştuk.
İsmini ve kim olduğunu yazmayacağım çünkü başka baskılara maruz kalabilir.
Ancak Kerkük’te etkili bir Türk ailesinin bir ferdi olduğunu söylemeliyim.
*
Onunla sohbet ederken, bize üç gün boyunca anlatılanların çok da doğru olmadığını öğrendik.
“Suriyeliler maaş almıyor” kısmını ondan dinledik. Aldıklarını öğrendik.

Sığınmacı Türkmenlerin devlet hastanelerinde tedavilerinin çok pahalı olduğunu bu nedenle tedavi için özel hastane tercih ettiklerini öğrendik.
Aynı hizmetin ise Suriyelilere bedava verildiğini öğrendik.
Kerkük’ten Musul’dan gelen Türkmenlere istedikleri halde vatandaşlık verilmediğini, Suriyelilerin ise Türk Vatandaşlığı’na geçmek istemediğini öğrendik.
Türk vatandaşlığına geçerlerse şuan yararlandıkları beleş hizmetten yararlanamayacaklarını öğrendik.
*
İran-Irak savaşı dahil bölgede yaşamış olan arkadaşımızın anlattıkları kitap olur aslında.
Din değil ırk birliğinin ne derece önemli olduğunu bizzat ondan dinledik.
Aynı dili (Türkçe) konuşan insanların karşıt cephelerde bulunsalar bile birbirlerini koruduklarını öğrendik mesela.
*
Ve bir kez daha gördük ki, ülkemizde Arap seviciliği çok üst noktada yaşanıyor.
Çin’in Uygur Türklerine uyguladığı asimilasyon görmezden geliniyor.
Ortadoğu’da bulunan soydaşlarımızın ülkemizde bile bir Arap kadar değeri olmuyor.
*
Evrensel gazetecilik ilkeleri ve insan olarak hiçbir milleti dışlamak, hor görmek, ötekileştirmek derdinde değilim ancak özellikle Suriyelilerin bir an önce ülkelerine dönmelerini sağlamak zorunda olduğumuzu görüyorum.
*
Mutlaka ülke olarak misafirlerimize iyi davranmalıyız.
Onların yaşadıkları yerden kaçmak zorunda olduklarını anlamalıyız.
Ancak sınırsız hak ve özgürlükler tanıdığımız bu insanların yanında kendi vatandaşlarımızı ve zulüm göre soydaşlarımızı da unutmamalıyız.
Sekiz yıl misafirlik olmaz bunu da kabul etmeliyiz.
*
(NOT: Nursuz yüzlü geyik kafasını çöpe attım ve doğalgaz bağlattım)

Herhangi bir konu hakkında, yeteri kadar ‘bilgisi’ olmasa da konuşmaya çalışan, hayatını bu alan üzerine inşaa eden kişilerdir.
Genelde bir boka yaramayan insanlar topluluğu olarak her yerde varlıklarını hissettirirler.
Bunlara kamuoyunda ‘herbokolog’ denir.
Bunlar bilmeden öyle bir konuşurlar, ağızları öyle bir laf yapar ki, liyakatsiz ve kifayetsiz olmalarına rağmen her zaman kendilerine üst düzey yer bulurlar.
Özellikle bizim camiamızda oldukça yaygın olarak görünürler ve daima ön plana çıkmayı başarırlar.

ÇAĞRI
Şuursuz yığında,
vicdansız insanda,
fıtratın dışında arama beni..
Ben ordayım,
tam kalbinde..
*
Ekmeğini bölen gelsin,
yardan serden geçen gelsin..
Aç bebeğin çığlığını
yüreğinde duyan gelsin..
Sağa sola hiç bakmadan,
‘ben burdayım’ diyen gelsin..
‘Korkak her gün ölür amma
yiğit bir kez’ diyen gelsin..
*
Okumuş cahilde,
kripto hainde,
siyaset içinde arama beni..
Ben ordayım,
tam kalbinde…
*
Türk dünyayı yurt eylemiş
bu manayı bilen gelsin..
Nerede bir mazlum görse
el uzatıp tutan gelsin..
İt peşinde gezen değil,
töresini bilen gelsin..
Cihan mülkün, mülk türkündür
iş bu sırra eren gelsin..
(Metehan Temizel)

GÜNÜN FIKRASI
Amerika’da zencinin biri tam da Türkiye’ye tatile gideceği gün pasaportunu kaybetmiş.
Uçağı kaçıracak kara kara düşünürken yolda bir pasaport bulmuş.
Hemen yerden almış.
Bir bakmış ki Leanardo Di Caprio’nun pasaportu.
“Ne olursa olsun” demiş ve şansını denemeye karar vermiş.
Çıkarmış Leonardo’nun fotoğrafını ve kendi fotoğrafını yapıştırarak uçmuş Türkiye’ye.
Havalimanında görevli gümrük memuru Temel karşılamış Amerikalıyı.
Amerikalı zenci vermiş pasaportu.
Temel bakmış Leonardo Di Caprio yazıyor.
Fotoğrafa bakmış, bir zenci.
Adama bakmış aynı zenci.
Birkaç kez tekrar tekrar baktıktan sonra öbür masadaki Cemal’e seslenmiş:
“Ula Cemal, bu Titanik batmış mıydı, yanmış mıydı?”

GÜNÜN TESPİTİ
“..yeni yapraklar çıkabilsin diye dökülür eski yapraklar..”

BEN
“..iyi ki varım ya.. allah beni başımdan etmesin..”

GÜNÜN SÖZÜ
“..en beklenmedik zamanda, en umulmadik yerden boy verebilir yepyeni bir yaşam.. ne kendinden umut kes, ne de hayattan..”

KADINLAR ERKEKLER
“..her başarılı erkeğin arkasında ‘bir’ kadın varsa; daha fazla kadın, daha fazla başarı demektir..”

Kaynak: https://www.sesgazetesi.com.tr/makale/3389047/cem-ulucan/multeci-siginmaci-gercegi

26.11.2019