Funda ÖZKAN

Zoru başarmak da var. TESEV ile ORSAM, ‘Suriyeli sığınmacıların Türkiye’ye etkilerini’ değerlendirdikleri raporlarında şu vurguyu yapıyorlar: “Yerel halk ve Suriyeliler arasında yaşanan bazı sıkıntılara rağmen toplumsal barışı bozmamak adına her iki toplumda bir fren mekanizması gelişmiştir. Şimdiye kadar ciddi sosyal sorunların yaşanmamış olması sosyal yapının sorunlarla baş edebilme kapasitesini gösteriyor. Sancılı da olsa Suriyelilerin, Türk toplumuna entegrasyon süreci başlamıştır.”
Suriyelilerle ilgili sorunlarda en çok ekonominin dilinde konuşuluyor. Zaten rakamlar da sorunları açık şekilde gösteriyor:
Resmi rakamlara göre 1.6 milyon, resmi olmayan rakamlara göre 2 milyon Suriyeli göçmen var. Ve ne yazık ki Birleşmiş Milletler ve Avrupa ülkelerinden bugüne kadar gelen yardım sadece 246 milyon dolar. Türkiye’nin harcadığı para ise 4.5 milyar dolar.
2 milyona yakın Suriyelinin 1.2 milyonunun Suriye sınırı ve civarındaki illerde yaşadığı tahmin ediliyor. Başta Gaziantep olmak üzere Suriye’ye yakın illerdeki ‘ekonomik külfet’ çok daha gündemde. Ancak TESEV ve ORSAM raporunda deniliyor ki “Suriyelilerin ekonomik alandaki etkilerine genel olarak bakıldığında risk ve fırsatların iç içe geçtiği bir tablo söz konusudur.”

Suriyeli firma sayısı arttı

TESEV ve ORSAM raporundan önce ‘ekonomik sorunları’ sıralayalım.
“Kiralarda artış oldu ve kiralık ev bulmak giderek zorlaştı. Sınır illerinde enflasyon artışı ortaya çıktı. Kaçak işçi yaygınlaştı. Kaçak Suriyeli çalıştıran ve çalıştırmayan firmalar arasında haksız rekabet baş gösterdi. Yerel halk iş fırsatlarının ellerinden alındığına inanıyor.”
Fırsatlarla ilgili şu noktalara dikkat çekiliyor:
Yerel halk kendisinin yerine Suriyelilerin işe alındığı için tepkili ancak iş dünyası açısından bakıldığında bu iddianın karşılığı yok. Normal şartlarda işini kaybedecek kişilerde Suriyeliler nedeniyle işsiz kaldığını düşünüyor. Ayrıca sığınmacılar genelde yerel halkın çalışmayı tercih etmediği alanlarda istihdam ediliyor. Böylece vasıfsız işgücü gerektiren işkollarında işgücü açığı kapanıyor. Suriyelilerin sınır illerinde işgücü açığını kapatması bölgedeki yatırım ortamına olumlu katkı sunuyor.
Suriye’deki ve Türkiye’deki Suriyelilere sağlanan insani yardım malzemelerinin ve hizmetlerin yerel firmalardan temin edilmesi, özellikle gıda ve tekstil firmaları için fırsat oluşturuyor. Başta Halep’ten olmak üzere, tüccar ve yatırımcı Suriyeliler de Türkiye’ye geliyor. Deniz ve limanın varlığı Suriyeliler için Mersin’i bir cazibe merkezi kılıyor. Bu konuda öne çıkan bir diğer il Gaziantep’tir. Gaziantep Ticaret Odası’na kayıtlı Suriyeli firma sayısı iç savaş öncesinde 60civarında iken 209’ayükseldi. Ortadoğu ülkeleri ile ticaret ve yatırım ilişkisi olan ve o pazarları iyi bilen Suriyeli tüccar ve yatırımcılar, ticaret ve yatırım ilişkisine katkı sunuyor. Suriyeliler fırın, ayakkabı üretimi gibi küçük işletmeler yoluyla üretim ve ticarete katkı sağlıyor. Ancak bu işletmelerin tamamına yakınının kaçak olması dolayısıyla vergi gibi yasal yükümlülükleri yerine getirmemeleri haksız rekabete neden oluyor.

kaynak: https://www.aksam.com.tr/funda-ozkan/yazarlar/suriyeliler-ekonomiye-c2sadece-kulfet-degil-c2/haber-374198

20.01.2015