Dünya da hiçbir yönetim halkının ve ülkesinin geleceğini tehdit eden, ülkenin etnik, kültürel ve ekonomisini tahrip edecek bir olayı kabul etmez ve biran önce de bu beladan kurtulmak ister.

Bu genel-geçer bir kuraldır, yere ve kişilere göre değişmez. Türkiye’nin 2011 yılından bu tarafa her türlü tehlike ve riski barındıran Suriyeli göçmen sorunu vardır. 21.Yüzyıl Türkiye Enstitüsünün yaptığı bir çalışma da,  Türkiye de bugün itibarıyla 5 milyon 326 bin 344 Suriyeli yaşamaktadır. Bu rakamı açtığımızda, 3 milyon 576 bin Suriyeli kayıtlı, 1 milyon 300 bin kayıtsız ve 110 bin Suriyeli de Türk vatandaşlığına alınmıştır. Kayıtlı Suriyeli içerisinde 350 bin Suriyeli Kürt olduğu bilinmektedir. Türkiye de ayrıca, 1 milyon 400 bin farklı ülkelerden (Afganistan, Irak, Afrika’nın farklı ülkelerinden) gelen göçmenler de bulunmaktadır. Türkiye de, 2020 yılı itibariyle yaklaşık 7 milyon göçmen yaşamaktadır, bunun anlamı, şuan da Türkiye nüfusunun %8.5 nu göçmenler oluşturmaktadır. Türkiye, bu göçmen sayısıyla dünya da birinci sıradadır. Milli hasılası dikkate alındığın da dünya da en fazla yardım yapan ülkedir. Orta doğu da, her 3 göçmenden 2’i Türkiye de yaşamaktadır. En tehlikelisi ise, yapılan bilimsel araştırmalar da Suriyeli göçmenlerin bugünkü doğurgan hızı dikkate alındığın da 2040 yılında yani yirmi yıl sonra Türkiye de ki Suriyeli nüfusu 15 milyon 300 bin olacaktır.Bu nüfus sayısıyla bir siyasi parti kurup mecliste Suriyeli bir Arap partisini görmek mümkündür. Allah Türk milletine akıl fikir versin, başka diyecek bir şey bulamıyoruz.

Bu 7 milyon yabancının için de, önemli miktarda tehlikeli ve Türk düşmanı insanlar yaşamaktadır. PKK, DAEŞ ve çeşitli illegal kuruluşların sempatizanları vs gibi militanların bulunduğu tahmin edilmektedir. Suriyeli göçmenler için dindar yurttaşları etkilemek amacıyla Ensar-Muhacir yani 7.Yüzyılda Mekke’den Medine ye göç eden Müslüman muhacirlere Medine de yaşayan yani Ensarlar yardım yapmışlar, Suriyeli ve diğer göçmenleri bunlara benzetiyor. Din sosu kullanarak sorunu kapatma stratejisi uyguluyorlar. Başka çaresi kalmadı, AKP’ye oy veren yurttaşların bu göçmenlerin Türk Milletinin beka sorunu haline geldiğini anlaması ve şu soruyu kendine sorması gerekir: AKP mi Memleket mi daha önemlidir? Emperyalist güçler, kendilerine rakip veya hasım gördükleri ülkeleri zayıflatmak ve dize getirmek için çok çeşitli stratejiler kullanırlar. Göçler de bu stratejilerden birisidir. Stratejik göç mühendisliği konusun da son yıllarda ciddi bilimsel çalışmalar mevcuttur. Amerikalı akademisyen Kelly M. Greenhill göç mühendisliğini şöyle tanımlamaktadır: Belli bir bölge veya ülke de, askeri veya siyasi amaçlarla söz konusu nüfusun muhtevasının değiştirilmesi, zayıflatılması veya güçlendirilmesidir.Bunun Türkiye de çok sayı da örneği vardır, en tipiklerinden birisi, Mersin de 1974 yılın da CHP’den belediye başkanı seçilen Kürt kökenli Kaya Mutlu’nun Güney doğudan Kürt göçlerini sağlayarak Mersin nüfusunu Kürtlerin lehine bozduğu herkes tarafından bilinmektedir.Bu nüfus transferinin gizli amacı, güya ileri de kurulacak bir Kürt devletinin Akdeniz’e çıkış kapısı yapılacaktı. Nüfus ve göç mühendisliği yıllardan beri Türkiye aleyhine kullanılmaktadır. Bu strateji son on yıldır zirve yapmıştır.

Ürdün, Irak ve Lübnan komşu ve Arap olmalarına rağmen Suriyeli mültecileri almamak için çok gayret sarf ettiler. Engel olamadıkları Suriyeli göçmenleri de geri göndermişler ve bu gün ellerin de çok az göçmen bulunmaktadır. Sorunun daha iyi anlaşılması için nüfus ve göç mühendisliğine iki ciddi ve önemli örnek daha verelim. Birincisi, Suriye hükümeti, ülkenin Akdeniz kıyısın da bulunan önemli liman kenti Lazkiye ve civarın da yaşayan 500 bin Suriyeli Çingen’i, Türkiye de ev ve maaş veriyorlar diye kandırarak Türkiye sınırına taşıyarak bilinçli ve kasıtlı bir nüfus stratejisi takip ettiği görülmektedir. İkinci stratejik örnek, dikkat ederseniz, Türkiye de ki bazı kişiler ve mahfiller Suriyeli göçmenlerin Türkiye de kalması için olağan üstü dini, kültürel ve hatta ekonomik nedenler uydurarak Türk halkını yanıltmaktadırlar. Bunlara ilave olarak, ABD, Rusya, İngiltere, Fransa veya Almanya gibi ülkeler bu göçmenlerin Türkiye de kalmasını niçin istiyorlar ve gitmemeleri için yardım bile vermeye hazır olduklarını belirtiyorlar, çünkü maksat aynı. İkinci örnek, Türkiye de bulunan Suriyelilerin belli bir kısmı Kürtlere kurulacak devletin bölgesinde yaşayan Arap ve Türkmenlerdir. Bu Kürt olmayan nüfus kasıtlı olarak Türkiye de bırakılarak Kürtler için etnik temizlik yapılmaktadır. Suriyeli ve diğer ülkeden gelen göçmenlerin Türk halkına ve devletine muhtemel zararları şu şekilde sıralayabiliriz.

1-Türkiye’nin Etnik Yapısını Bozmak

2-Türkiye’nin Güvenliğini Bozmak

3-Türkiye’nin Kültür Yapısını Bozmak

4-Türk İslam Anlayışını Bozmak

5-İç Savaş ve Kargaşaya Nüfus Zemini Oluşturmak

6-Türkiye’nin Ekonomisini Bozarak Zayıflatmak

7-Emperyalistlerin Bölge Politikalarına Zemin Hazırlamak

8-Suç Örgütleri ve Teröre Zemin Hazırlamak

Türkiye, ülke de yaşayan 5 milyon 300 bin Suriyeli göçmene büyük paralar harcamıştır. 21.Yüzyıl Türkiye Enstitüsünün raporuna göre devlet 56 milyar doları aşkın bir para harcamıştır. Bunlara kaybedilen kurumlar vergisi, üretim kayıpları gibi Suriyeli göçmenlerden kaynaklanan parasal kayıplarla yaklaşık 80 milyar doları bulacağı tahmini yapılmıştır. Bunlara, kayıt altına alınmayan yurttaşların yardımları ve Suriyelilerin dilencilikten elde ettikleri paraları da ilave ettiğiniz de 100 milyar doları geçtiğini söylemek abartı olmayacaktır. Türk halkının 9 yıldır 5 milyon Suriye vatandaşını beslemesi ve onlara vatandaşlık verilerek daimi olmasının neresi Müslümanlık ve neresi akıldır?

Prof. Dr. Haydar Çakmak

Kaynak: https://www.medyasiyaset.com/turk-milletinin-beka-sorunu-suriye-gocmenleri/

22.05.2020