Türkiye    Cumhuriyeti    Vatandaşlarının    Suriyeli     Sığınmacılara Yönelik Tutum, Algı ve Empatik Eğilimlerinin Analizi

 

Hasan ÇİFTÇİ (Dr. Öğr. Üyesi, Harran Üniversitesi, Halkla İlişkiler Bölümü Asst. Prof., Harran University, Department of Puplic Relation)

 

Öz

 

Suriye’de meydana gelen iç savaşın ardından en fazla sayıda Suriyeli sığınmacıya ev sahipliği yapan ülkelerin başında Türkiye gelmektedir. Buna bağlı olarak çok sayıda Suriyelinin savaş bittikten sonra da Türkiye’de kalacakları öngörülmektedir. Bu araştırmanın temel amacı, Türkiye’de geçici koruma altında yaşayan Suriyeli sığınmacılara yönelik Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının tutum/algı ve empatik yaklaşımlarının ölçülmesidir. Araştırmanın evrenini Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları oluşturmaktadır. Çalışma toplamda 1614 kişi ile gerçekleştirilmiştir. Veriler yüz yüze görüşülerek anket veri toplama tekniği ile elde edilmiştir. Araştırmada veriler Nisan-Mayıs 2018 tarihleri arasında toplanmıştır. Genel olarak Suriyeli sığınmacılara yönelik olarak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının önyargılı olmadıkları, Suriyeli sığınmacılara yönelik çalışma hakkı verilmesi/suça meyilli olmamaları konularında daha olumlu tutum/algıya sahip oldukları tespit edilmiştir. Öte yandan, Suriyeli sığınmacılara vatandaşlık hakkı verilmesi/birlikte yaşama ve empati kurma konularında ise daha olumsuz tutum/algıya sahip oldukları saptanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Suriyeli sığınmacılarla eşit haklarda yaşayabilme duyarlılığı vardır.

Anahtar Kelimeler: Göç, Suriye Savaşı, Suriyeli sığınmacı, İletişim, Empati.

 

 

An Analysis of the Empathic Behaviour and Attitudes of Turkish Citizens Towards Syrian Refugees and Their Perception of These Refugees

Abstract

 

After the civil war broke out in Syria, Turkey began hosting a great number of Syrian refugees. This study aims to evaluate the empathic attitudes of Turkish citizens toward Syrian refugees who live under temporary protection in Turkey, and their perception of these refugees. The universe of the study consists of citizens of the Republic of Turkey. The study was carried out with a total of 1614 people. The data were collected through questionnaire method, meeting each person face-to-face in April and May 2018. It has been determined that Turkish citizens are generally not biased against Syrian refugees and have some positive views about them. They think the refugees are not prone to crime and should be granted the right to work. On the other hand, it has been ascertained that they have more negative attitude towards Syrian  refugees  with regard to granting them citizenship, living together and feeling empathy for them. It may be concluded that Turkish citizens have a sensitivity over the possibility of living together with Syrian refugees who enjoy equal rights.

Keywords: Migration, The Syrian War, Syrian Refugees, Communication, Empathy.

 

Giriş

 

Türkiye, coğrafi konumu nedeni ile stratejik bir noktadır. Bu nedenle Türkiye coğrafyası tarihi boyunca ‘göç alan’, ‘göç veren’ bir ülke olmuştur (İçduygu Erder ve Gençkaya, 2014, s.14). Dünyada göç hareketleri birçok neden üzerinden gelişmektedir. Bunların başında; doğal afetler, salgınlar, terör olayları, savaşlar, siyasi ve ekonomik krizler gelmektedir (Kalkınma Bakanlığı, 2014: s.17). Kişiler yaşanan bu olumsuz durumlar sebebi ile doğup büyüdükleri coğrafyaları terk ederek ülke içinde veya ülke dışında daha güvenli mekânlar bulma amacı ile göç etmektedirler. Kalkınma Bakanlığı 2014 raporuna göre Türkiye Cumhuriyeti öncelikle stratejik bir coğrafi konumda bulunmasından dolayı yıllar içinde siyasi, tarihsel, kültürel ve ekonomik sebeplerden ötürü 30 yılı aşkın süredir mülteciler tarafından tercih edilmektedir. Bunlar (1979) İran İslam Devrimi (1980-1988), İran – Irak Savaşı, (1989-sonra) Doğu Bloğunun Dağılması, (1990-1991; 2003-2011), 1. ve 2. Körfez (Irak) Savaşları, (1992-1995) Bosna-Hersek Savaşı, 2011 yılında başlayan ve halen devam eden Suriye savaşıdır. Bütün bu olumsuz gelişmelerden sonra sayıları yüz binleri aşan kişi Türkiye’yi bir geçiş noktası veya güvenli, sığınacakları bir alan olarak görmüşlerdir (Kalkınma Bakanlığı, 2014, s.22). Fakat 26 Ocak 2011 yılında Suriye’nin Dera kentindeki ilk rejim ayaklanması hareketi 2010 yılında bazı Ortadoğu ülkelerinde başlayan Arap Baharı’nın da etkisi ile sokaklarda protestoların yaşanmasına neden oldu.

Suriye güçlerinin sokakta barışçıl gösteriler düzenleyen halka şiddet uygulaması ve gruplara ateş açması sonucu Suriye İç Savaşı 15 Mart 2011 yılında başlamıştır. Bunun üzerine birçok Suriyeli vatandaş Türkiye’ye gelmeye başlamıştır (Gülyaşar, 2017, s.678). Suriye’deki savaş krizinin patlak vermesinden sonra Türkiye Cumhuriyeti, uyguladığı politikalar sayesinde Suriyeli vatandaşlar için bütün imkânlarını seferber etmiştir. Türkiye Cumhuriyeti hem devlet hem halk olarak Türkiye’ye gelenlere başta yaşam hakkı ve diğer hakların sağlanması amacı ile elinden gelenin daha fazlasını yapmaya çalışmıştır (A World at School, 2015).

Dil, din, ırk, ekonomik statü ayrımı yapmadan “açık kapı” uygulaması ile Suriyeli vatandaşları Türkiye Cumhuriyeti devleti kabul etmiştir (AFAD, 2018). Hiçbir Suriyeli vatandaş herhangi bir nedenden ötürü sınırdan çevrilmemiş, onlara “Geçici Koruma Statüsü” vermiştir (Özdemir, 2017, s.115; Kağnıcı, 2017, s.1769). Türkiye ülkesine bir anda akın akın gelen Suriyeli sığınmacılara her anlamda yardımcı olarak  ekonomik yönden de ağır bir yükün altına girmiştir. Bununla birlikte hiçbir Suriye  vatandaşı kendi kaderi ile başbaşa bırakılmamıştır. Kamplara yerleştirilen Suriyeli sığınmacılara ekonomik, kültürel, psikolojik eğitim anlamında destekler sağlanmıştır. Aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti Devleti kamp dışında yaşamak isteyen Suriyeli sığınmacılara da ekonomik, kültürel, eğitim,  sosyal, psikolojik konularda yardımcı olmak sureti ile onların Türkiye toplumuna adapte olmaları için her desteği sağlamıştır (Apak, 2015; Erdoğan, 2015, s.7). Türkiye krizin başladığı ilk günden itibaren Suriyeli mülteciler için var olan tüm imkânlarını kullanarak üstüne düşen sorumluluğu 2011 yılından bu yana fazlası ile gerçekleştirmektedir (A  World at School, 2015). Suriyeli sığınmacıları ilk zamanlarda misafir olarak gören, ev sahibi olarak sığınmacılarla olumlu ilişkiler kurmaya çalışan vatandaşlar, zaman içinde Suriyeli sığınmacıların geri dönmemeleri ve sayılarının 2011 yılından buyana katlanarak artması sebebiyle Suriyelilere yönelik olumsuz düşüncelere sahip olmuşlardır.

İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü 19.07.2018 tarihli raporuna göre Türkiye’de yaşayan 3.541.572 Suriyeli sığınmacı ile Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları arasında kültürel uyum, iletişim ve empati oluşturma konularında sorunlar yaşanmaya başlandı. Buna bağlı olarak Suriyeli vatandaşlara Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığının verilip verilmemesi, Türkiye halkının Suriyeli sığınmacılarla kültürel uyum ve birliktelik sağlayıp sağlamayacağı, onlara bakış açısı, empatik yaklaşımı en önemli problemlerden birisi olmuştur. Yapılan literatür taramasında ülkemizde Suriyeli sığınmacılar konusunun her yönü ile (sosyal, politik, ekonomi, kültürel) çalışılmaya değer olduğunun farkına varılmıştır. Konu   ile alakalı mevcut çalışmalar incelendiğinde yapılan çalışmalar şehir bazında kalmıştır. Bölge odaklı ve Türkiye evrenli bir çalışma örneği olmadığı tespit edilmiştir. Aynı zamanda araştırmanın 1614 kişiye ulaşması nedeni ile bu çalışmanın alandaki boşluğu gidereceği, alanda çalışan sivil toplum kuruluşlarına, akademisyenlere referans olacağı düşünülmektedir. Çalışmanın ilk bölümünde literatür taraması yapılarak genel bilgilendirmelere yer verilmiştir. Diğer bölümde İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü güncel verilerinden elde edilen  Türkiye’de yaşayan Suriyeli sığınmacıların sayısının şehirlere dağılımı ve toplam sayıları da verilmiştir. Bulgular kısmında ise Türkiye cumhuriyeti vatandaşlarının Suriyeli sığınmacılara ilişkin davranışsal özellikleri, Suriyelilere karşı tutum/algılarına, empatik eğilim düzeylerine yer verilmiştir. Sonuç kısmında elde edilen bulgular değerlendirilerek yapılan diğer çalışmalar ile karşılaştırılmış sonrasında benzer sonuçlar veya zıt sonuçlar tartışılmıştır.

Kültürlerarası İletişim, Tutum ve Empati

Gün geçtikçe ulaşım teknolojisindeki olumlu gelişmeler ve daha yüksek ekonomik refah seviyeleri nedeniyle hareketlilik hızlanmakta ve uzak mesafeler insanlar için artık başka ülkelere seyahatinde bir sorun teşkil etmemektedir. Bu nedenle dünyanın küresel bir köye dönüştüğü açıkça söylenebilmektedir. Dünyanın farklı coğrafyalarından insanlar daha iyiye ulaşabilmek, ticaret, eğitim, turizm faaliyetlerinde bulunmak veya savaşlardan, ekonomik sıkıntılardan uzaklaşmak için yerlerinden hareket etmektedirler. Yaşamın her anında insanlar çeşitli mekânlarda çeşitli amaçlarla (toplantılar, eğitim, seyahat, ibadet) farklı kültürden insanlarla karşılaşabilmekte sonrasında paylaşımda bulunabilmektedir.

Yurt dışına eğitim için giden öğrenciler, dünyadaki en hareketli kişilerin çok büyük bir bölümünü oluşturmaktadır. Bunun nedeni, seyahat  kolaylığı, siyasi değişimler, sosyalleşme arzusu, ekonomik ihtiyaçlar, kültürel etkileşimde bulunma isteğidir (Byram ve Feng, 2006, s.1). Farklı uluslararasında kültürel etkileşimin olduğu her vakitte her yerde, “kültürlerarası iletişim” kavramının gerçekte olduğu anlaşılmaktadır. Bu tür etkileşimlerde, bireylerin tutumları, önyargıları, dini değerleri, diğer kültürlerle etkileşime geçmek onların ilgisini çekmek veya kültürel olarak farklı bireylerle iletişim kurmaktan kaçınmalarında önemli bir rol oynar.

Kültürler arası iletişim terimi  bugün  halk  arasında  yaygın  olarak  kullanılsa da tam net bir tanımı oluşmamıştır. Tanım; kültürün iletişim veya uyum  kavramı ile nasıl ilişkilendirildiğine göre oluşturulmaktadır (Stepanoviene, 2011). Konu ile alakalı literatürde çok sayıda tanım bulunmaktadır. En dar anlamıyla, aynı kültürü paylaşmayan kişiler arasındaki etkileşim olarak tanımlanabilir. Yine   de,   bu   açıklamanın   kendisi   çok    genel    ve doğrudur. Bunun aksine, en geniş anlamıyla  Goshlyk  ve  Goshylk  (2010,  s.31), onu çok ayrıntılı olarak tanımlarlar: “İnsanların ulusal, coğrafi,  dilbilimsel, etnik, meslek, sınıf veya toplumsal cinsiyetle ilgili sınırları da içerecek şekilde grup sınırları veya söylem sistemleri arasında birbirleriyle nasıl iletişim kurduklarını, uyum gösterdiklerini ve anladıklarını araştıran disiplinler arası bir araştırma alanı ve bu sınırların dil kullanımını nasıl etkilediğidir”.

Farklı grup sınırları ve söylem sistemleri göz önüne alındığında, insanların çeşitli farklı kültürel geçmişlere sahip kişilerle iletişim kurarken zorluklarla karşılaşmaları büyük olasılıktır. Pek çok araştırmacı, bu tür sorunların bireylerin kültürel olarak eşitsizliğinden, farklılığından ileri geldiğini iddia etmektedir (Braber, 2004). Özellikle gençler için, daha önce diğer insanlarla herhangi bir temas kurma deneyiminden yoksun olduklarından çok daha sorunlu olabilecekleri öne sürülmektedir. Yabancı kültürden bireyler, özellikle daimi  yaşadıkları  yerlerini  (evlerini)  ilk  kez  terk  ettikleri  zaman karşılaşılan potansiyel zorluklarla baş edebilmek için, bireylerle iyi- kültürlü iletişim kurmak için kültürlerarası yetkinliklerini geliştirmeleri gerekmektedir (Wiwczaroski, 2011).

Kültürlerarası tutum kavramı; psikoloji, dilbilim ya da eğitim bilimleri gibi farklı disiplinlerden referans alınarak daha iyi anlaşılabilmektedir. Araştırmacılar bir tanım belirtmek için, bilgi kaynakları tarafından  belirlenen değerlendirmeler üzerine yoğunlaşan çalışmalar ile ilgilenmiştir (Krosnik vd., 2005). Geniş kavramlar incelendikten sonra, ilişkili olduğu tüm nesneler ve durumlardan arındırarak belirli kavram  oluşturulup  daha  dar bir tanımlama yapılmıştır. Bunu basitçe ifade edersek, tutum; belirli bir varlığı açık ya da kapalı şekilde önleme ya da yaklaşma belirtileriyle destekleme ya da reddetme eğilimidir. Bu tanıma dayanarak, kültürlerarası tutumlar, kültürel olarak farklı olan bireyler arasındaki temasın kaçınılmaz olduğu bağlamlarda ortaya çıkanlar olarak tanımlanabilir. Osch ve Brugelmans (2011) çalışmalarında kültürlerarası tutumlar kavramını başkalarına karşı tutum anlamına karşılık amacında kullanmaktadır. Kültürlerarası yetkinliğin bileşenlerini vurgularken Hamburg (2011), kültürler arası tutumların algılanabilirliklerini, bireylerin çeşitli kültürlerden başkalarıyla ilişki kurmaya açık veya örtülü davranışsal ve duygusal eylemlerini açıklık, merak ve hazırlık kavramları olarak algılamasıdır. Son olarak, üst tarafta geniş şekilde anlatılan kültürlerarası tutum tanımlarını şu şekilde birleştirmiştir: Kültürlerarası tutumlar: merak ve açıklık, diğer kültür hakkında önyargıları askıya almaya hazır olma ve kişinin kendi inancı  olarak tanımlanabilir. Bu; kişinin kendi değerlerini, inançlarını ve davranışlarını, önyargılarını görmezden gelmesi, tek olası ve doğal olarak doğru olduklarını kabul etmemesi ve farklı bir kültüre sahip bir yabancıya bakış açılarının nasıl göründüğünü görebilme isteği anlamına gelmektedir. Değerler, inançlar ve davranışlar bütünü olarak adlandırılabilir (Byram vd., 2001, s.5).

Kültürler arası tutumlar, ev sahibi kültüre ve çeşitli kültürlerden gelen kişilere çeşitli yollarla uyum sağlama, diğer kültürleri keşfetme, öğrenme ve deneyimleme konusundaki istekleri, açıklıkları, isteklilikleri ve hazır bulunuşlukları ve duydukları ilgi anlamına gelmektedir. Tutum psikolojik  bir yapı olduğu için görünmezdir; bu nedenle, bireylerin günlük uygulamalarını (örn. gezme, tiyatroya gitme), tercihlerini (örn; yemek, olay, arkadaş), duygusal etkinliklerin çerçevedeki kültürlerarası tutumlarını değerlendirmek için (örn; beğenme, beğenmeme, kaçınma, yaklaşım gibi) duygusal etkinliklerine bakılmalıdır.

Milletlerin sahip olduğu kültürlere karşı ayrımcılığı yok ederek Dünya’nın huzuruna katkı sağlamak, kültürleri birbirine yaklaştırmak, onların adapte olmalarını sağlamak, bireylerin diğer toplumların kültürlerini tanıması, etkileşime geçmesi, onlara saygı beslemesi, empatik yaklaşması kuracağı empatik iletişim ile mümkündür (Kartarı, 2006). Çünkü empati aynı kültüre sahip olan insanların farklı kültürdekiler ile kurdukları iletişim yöntemi sayesinde birbirlerine düşüncelerini, duygularını, birikimlerini  aktarmaları ve anlamalarıdır (Demirkan, 2007). Örneğin; dil engeli olan diğer vatandaşlar için onların dilinde tabelaların gerekli yerlere konulması, engelli bireyler için hayatlarını kolaylaştırıcı düzenlemelerin yapılması, farklı dinlere mensup kişilerin ibadet edebilmeleri için ortam ve koşulların hazırlanması, bir arada yaşarken kişilerin birbirlerine empati duyabilecekleri davranışların geliştirilmesi, yetkililerin empatik yaklaşım düzeyinin göstergesidir. Kültürel empati; günümüzde teknolojinin de gelişmesi ile birlikte, dünyada yaşanan olumsuz durumların varlığı sebebi ile yaşanacak toplumsal yer değişimlerde kişilerin diğer kültürlere yaklaşımları üzerinde etkilidir.

 

Suriyeli Sığınmacıların Türkiye’deki Durumları

15 Mart 2011 Suriye’nin Dera kentinde yaşanan iç karışıklıkla birlikte genelini sivillerin oluşturduğu çok sayıda insan yaşamını yitirmiştir. Yaklaşık 5 milyon insan, çareyi komşu ve diğer Dünya ülkelerine kaçmakta/sığınmakta bulmuştur. İlk kafile 29 Mart 2011’de Hatay ili Yayladağı ilçesinden 260 kişilik bir grup olarak Türkiye’ye giriş yapmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla Suriye savaşı mağdurları için krizin ilk gününden bu yana dil, din, ırk, cinsiyet ayrımı olmaksızın “Açık Kapı Politikası” uygulanarak Suriyeli sığınmacılar kabul edilmiştir. Bugün, dünyanın en çok sayıda sığınmacıya  ev sahipliği yapan ülkesi Türkiye, sivil toplum kuruluşlarının da (AFAD) koordinasyonu ile savaştan kaçan Suriyeli sığınmacılara yeni bir hayat sunmuştur (AFAD, 2017, s.1). 2018 yılı temmuz ayı istatistikî verilerine bakıldığında sayıları 3.541.572 olan Suriyeli neredeyse Türkiye’nin bütün şehirlerine dağılmışlardır. 2018 güncel istatistikî verileri ile Geçici Barınma Merkezi içinde ve dışında kalan Suriyelilerin sayılarına bakıldığında;

Tablo 1: Geçici Barınma Merkezi İçinde ve Dışında Kalan Suriyeli Nüfusu

Kaynak: İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, 2018

Tablo 1’den de anlaşacağı gibi, kamp dışındaki Suriyeli sığınmacı sayısı 19.07.2018 tarih itibarı ile 3.331.395’e ulaşmıştır. Bu sayı kamp içinde yaşayanların sığınmacıların %10 una denk gelmektedir. Geçici barınma alanı içinde ve dışında yaşayan Suriyeli sığınmacılara Türkiye Cumhuriyeti devleti sağlık, eğitim hizmetleri sunarken; kamp içindekilere sürekli kamp dışındakilere bazen gıda yardımında bulunmaktadır. Fakat her iki gruba da kendilerini geliştirebilecekleri sosyal, kültürel destekler sunmaktadır. Ayrıca Suriyelilerin bulunduğu şehirlerde Türkçe öğrenebilmeleri için Türkçe kurslar verilmektedir.

Tablo 2: 19.07.2018 Tarihli Suriyeli Nüfusunun İlk 10 İle Göre Dağılımı

Kaynak: İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, 2018

19.07.2018 tarih itibarı ile sayıları 3.331.395’i bulan Suriyeli sığınmacıların Türkiye’nin her şehrine dağıldıkları söylenebilir. Türkiye nüfusu ile Suriyeli sığınmacıların sayıları karşılaştırıldığında ülke nüfusunun yaklaşık %3,72 oranına denk gelmektedir. Fakat bunların içerisindeki 11 ilde (Adıyaman, Adana, Hatay, Kayseri, Kahramanmaraş, Mardin, Osmaniye, Mersin, Şanlıurfa, Kilis, Gaziantep) sığınmacı sayısı ülke nüfus ortalamasının oldukça üstündedir. Özellikle il nüfusları ile eşleştirildiğinde Kilis ilinde

%95,86 Suriyeli olduğu, Hatay ilinde %28,12 Suriyeli sığınmacının olduğu, Şanlıurfa ilinde %23,77 sığınmacının olduğu, Mersin ilinde %11,66 sığınmacı olduğu, Mardin ilinde %11,34 sığınmacının olduğu ve Gaziantep %19, 46’lık oranla sığınmacı sayıları ile diğer şehirlerden öne çıkmaktadır. Suriyeli sığınmacıların sayı olarak diğer şehirlere göre bu şehirlerde fazla olması öncelikle şehirlerin Suriye sınırında olması veya sınıra yakın olmasıdır. Ayrıca Suriyeli sığınmacıların bu şehirdekilerle etnik olarak (Arap, Kürt, Türkmen) yakın olmaları ve akrabalarının olması, şehirlerin iş imkânlarının yüksek olması, yaşam koşullarının ekonomik olması, iklim koşullarının Suriye iklimi ile paralel olması sığınmacıların şehri tercihinde en önemli unsurdur. Sığınmacıları özellikle bağlı nedenlerden dolayı Türkiye’yi tercih etmeleri Türkiye’yi dünyada en fazla Suriyeli sığınmacıya ev sahipliği yapan ülke konumuna getirmiştir (UNHCR, 2018). Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırdaki 10 ilde 21 barınma merkezi oluşturmuştur. Barınma merkezlerinde yaşayanların sayısı 2018 itibarı ile 210.177’dir. Genellikle çadır kentler Suriye sınırlarındaki şehirlerde kurulmuştur. Bu nedenle hem barınma merkezlerinde yaşayanlar hem de barınma merkezleri dışında yaşayanların sayısına göre Şanlıurfa, Kilis, Hatay, Gaziantep en kalabalık Suriyeli sığınmacı nüfusuna sahiptir (Göç İdaresi, 2018; UHMD, 2018; UNHCR, 2018; AFAD, 2018)

Yöntem

Araştırmanın Amacı ve Önemi

Bu araştırmanın amacı; Türkiye’de yaşayan vatandaşların Suriyelilere yönelik tutum/algılarının yanı sıra empatik yaklaşım düzeylerinin ölçülmesidir. Çalışma, vatandaşlarımızın Suriyelilere karşı tutum/algılarının anlaşılması ve Suriyelilerin topluma adaptasyonu açısından büyük önem taşımaktadır.

Araştırmanın Sınırlılıkları

  • Araştırma bulguları anketin uygulandığı Nisan-Mayıs 2018 tarihlerindeki Türkiye vatandaşlarının tutum ve algıları ile sınırlıdır.
  • Anket Türkiye vatandaşlarının Suriyeli sığınmacılara yönelik tutum/algılarının yanı sıra empatik yaklaşım düzeylerinin ölçümüne yönelik olduğundan; isimlerinin alınmamasına rağmen birçok vatandaş konunun siyasi olacağı ve kendilerinin deşifre olacağı korkusu ile ankete cevap vermeye imtina etmiştir.
  • Araştırma verilerinin yalnızca anket yapılarak elde edilmesi; gözlem, mülakat vb. yöntemlerinin kullanılmaması araştırmanın bir diğer sınırlılığıdır.
  • Zaman ve maliyet kısıtlarından dolayı araştırma 18 ve üstü yaşları arasındaki 1614 kişi ile sınırlıdır. Daha sonra örneklem sayısı arttırılarak yeni çalışmalar yapılabilir.

Araştırmada Kullanılan Veri Toplama Tekniği

Araştırmada nicel yaklaşımlardan anket veri toplama tekniği kullanılarak veriler elde edilmiştir. Hazırlanan anket formu, kendi içerisinde  üç bölümden oluşmaktadır. Anketin birinci bölümünde; katılımcıların demografik bilgilerine ilişkin 7 soru, ikinci bölümde katılımcıların Suriyelilere ilişkin davranışsal özelliklerini belirlemeye ilişkin 2 soru ve üçüncü bölümde katılımcıların Suriyelilere karşı  tutum/algılarını belirlemeye yönelik 51 soru olmak üzere toplam 60 sorudan oluşmaktadır. Katılımcıların Suriyelilere karşı tutum/algılarını belirlemeye yönelik ölçeğe uygulanan faktör analizi sonucunda binişik 4 ifade ölçekten çıkarılmıştır. Ölçekte yer alan ifadeler “1: Kesinlikle Katılmıyorum”, “5: Kesinlikle Katılıyorum” şeklinde 5’li Likert tipi ölçekle ölçümlenmiştir. Çalışmada faydalanılan ölçek yazar tarafından geliştirildiğinden 100 kişi ile ön teste  tabi tutulmuştur. Ön test kapsamında yapılan güvenirlik analizi sonucunda ölçeğin Cronbach Alpha güvenirlik değeri 0,830 olarak bulunmuştur. Alfa katsayına bağlı olarak ölçeğin yüksek derecede güvenilir olduğu söylenebilir (Kalaycı, 2006, s.405). Araştırma sonucunda elde edilen Cronbach Alpha güvenirlik değeri ise 0,819 olarak belirlenmiştir. Yine alfa katsayına bağlı olarak ölçeğin yüksek derecede güvenilir olduğu söylenebilir (Kalaycı,  2006).

Araştırmanın Evreni ve Örneklemi

Araştırmanın evrenini, Türkiye’de yaşayan tüm  vatandaşlar  oluşturmaktadır. Bu bağlamda evrendeki gözlem sayısı 80 milyon 810 bin

525 kişidir. Araştırmada zaman, maliyet ve ulaşılabilirlik sebeplerinden dolayı evrenin tamamına ulaşmak yerine amaçlı örnekleme yoluna gidilmiştir. Araştırmada örneklem büyüklüğü belli evrenler için kabul edilebilir örneklem büyüklükleri tablosundan (Balcı, 2011, s.106) yararlanılarak %3 hata payı ile 1067 olarak belirlenmiştir.

Araştırma    kapsamında     1614     katılımcıya     olasılığa     dayalı  olmayan kolayda örnekleme yöntemi ile katılımcılara uygulanan anket ile veriler toplanmıştır. Araştırmada veriler Nisan-Mayıs 2018 tarihleri arasında toplanmıştır. Araştırmanın bütün ülkeyi temsil edebilmesi için araştırma Türkiye’nin 7 bölgesinde yapılmıştır. Vatandaşlara araştırmaya katılmaları konusunda herhangi bir baskı uygulanmamış olup katılım  gönüllülük esasına dayanmaktadır. Ayrıca araştırma Harran Üniversitesi Rektörlüğü Sosyal ve Beşeri Bilimler Etik Kurulunun 11.04.2018 tarihindeki 2018/25 numaralı kurul izni ile gerçekleştirilmiştir.

Araştırmada Kullanılan Veri Analiz Tekniği

Çalışmada katılımcıların demografik özelliklerinin ve Suriyelilere karşı davranışsal özelliklerinin tespitinde yüzde ve frekans analizlerinden faydalanılmıştır. Sonrasında, katılımcıların Suriyelilere yönelik tutum algılarını belirlemeye yönelik ölçeğe Varimax Rotasyon yöntemi kullanılarak temel bileşenler faktör analizi yöntemi uygulanmıştır. Son olarak, faktör analizi sonucunda elde edilen dokuz boyutun demografik değişkenler ve Suriyelilere karşı davranışsal özelliklere göre farklılık gösterip göstermediğini tespit etmek için Bağımsız Örneklem T-Testi (Independent Sample T-Testi) ve Tek Yönlü Varyans analizi (One Way Anova) uygulanmıştır. Ayrıca her bir değişkende kategori grupları arasındaki farklılığı ölçmek için Tukey HSD, Scheffe ve LCD testlerinden faydalanılmıştır.

Bulgular ve Tartışma

Tablo 1’de katılımcıların demografik özelliklerine ilişkin tanımlayıcı istatistiki sonuçlar yer almaktadır. Katılımcıların demografik özelliklerinin tespitinde yüzde ve frekans analizlerinden faydalanılmıştır. Tabloya göre katılımcıların %50,1’i erkek %49,9’u kadındır. Katılımcılar, yaş kategorilerine göre daha çok 18-24 yaş grubundakilerden (%55,6) oluşmaktadır. Buna bağlı olarak medeni duruma göre; %61,6’sı bekâr’dır. Eğitim durumlarına göre ise katılımcıların büyük çoğunluğu (%51,1) üniversite mezunudur. Diğer demografik özelliklere bağlı olarak katılımcıların çoğunun (%70,9) aylık gelirlerinin düşük düzeyde (1600 TL ve altı) kaldığı görülmektedir. Yine aynı nedene bağlı olarak katılımcıların çoğunluğu (%50,6) öğrencidir. Ayrıca, yaşanılan bölgeye göre katılımcılar en fazla %43,1 Güneydoğu Anadolu bölgesinden katılım göstermişlerdir.

Tablo 1. Katılımcıların Demografik Özelliklerine İlişkin Bulgular


  

Tablo 2’de katılımcıların Suriyelilere karşı davranışsal özelliklerine ilişkin bulgular yer almaktadır. Katılımcıların daha çok mahallelerinde yaşayan Suriyeliler olması (%28,7), mahallerde işyeri sahibi olan Suriyeliler olması (%16) ve oturdukları apartmanlarda Suriyeliler olması dolayısıyla günlük olarak iletişime geçtikleri görülmektedir. Öte yandan, katılımcıların büyük çoğunluğu (%73,9) Suriyelilerle herhangi bir kavga etmemiş veya tartışma yaşamamıştır.

Tablo 2. Katılımcıların Suriyelilere Karşı Davranışsal Özelliklere İlişkin Bulgular

 

Tablo 3’de katılımcıların Suriyelilere karşı tutum/algısını belirlemeye yönelik geliştirilen ölçeğe uygulanan faktör analizine ilişkin sonuçlar yer almaktadır. Bu bağlamda katılımcıların Suriyelilere karşı tutum ve algılarını belirlemeye yönelik ölçeğe Varimax Rotasyon yöntemi kullanılarak temel bileşenler faktör analizi yöntemi uygulanmıştır. Temel bileşenler faktör analizinde Kaiser-Meyer Olkin (KMO) değeri 0,955 olarak veri setinin faktör analizi için iyidir. Çalışma içerisinde Barlett-Sphericity testi anlamlı bulunmuştur (Ki-kare; 36561,048; p<0,001). Bu değerler elde edilen verilerin faktör analizine uygun olduğunu göstermektedir (Kalaycı, 2006). Tablo 5’te yapılan faktör analizine ilişkin sonuçlar görülmektedir. Faktör analizi sonuçlarına göre ölçek özdeğeri 1’den büyük olan 9 faktör altında toplanmıştır. Bu 9 faktör ölçek varyansının %60,137’sini açıklamaktadır. Tespit edilen faktörleri oluşturan maddelere ilişkin bilgiler aşağıdaki tabloda ayrıntılı olarak yer almaktadır.

 

Tablo 3. Katılımcıların Suriyelilere Karşı Tutum/Algısını Belirlemeye Yönelik Ölçeğe İlişkin Faktör Analizi Sonuçları


  

Tablo 4’te yapılan faktör analizi sonucunda tespit edilen faktörler ve ortalama değerlere ilişkin bulgular yer almaktadır. Genel  olarak bakıldığında katılımcıların Suriyelilere karşı olumsuz tutum/algıya sahip olmadıkları görülmektedir. Ayrıca, ortalama değerlere göre Suriyelilerle kaynaşma, Suriyelilere karşı önyargılı olmama ve Suriyelilere çalışma hakkı verilmesi/suça meyilli olmamaları konularının daha olumlu tutum/algıya sahip oldukları görülmektedir. Öte yandan, Suriyelilere vatandaşlık hakkı verilmesi/birlikte yaşama ve empati kurma konularında ise daha olumsuz tutum/algıya sahip oldukları anlaşılmaktadır.

Tablo 4. Faktör Analizi Sonucunda Tespit Edilen Faktörler ve Ortalama Değerleri

 

Yanıt Kategorileri: 1: Kesinlikle Katılmıyorum, 2: Katılmıyorum, 3:Kararsızım, 4: Katılıyorum, 5: Kesinlikle Katılıyorum

Faktör analizi sonucunda elde edilen 9 faktörün demografik değişkenler ve Suriyelilere karşı davranışsal özelliklere göre farklılık gösterip göstermediğini tespit etmek için Bağımsız Örneklem T-Testi (Independent Sample T-Testi) ve Tek Yönlü Varyans analizi (One Way Anova) uygulanmıştır. Katılımcıların demografik özelliklerine ve Suriyelilere karşı davranışsal özelliklerine göre anlamlı farklılık tespit edilen tutum/algılara ilişkin sonuçlar aşağıdaki tablolarda verilmiştir.

Tablo 5’de katılımcıların Suriyelilere karşı tutum/algısının medeni durum yönünden karşılaştırmasına yönelik sonuçlar yer almaktadır. Yapılan Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) sonucunda katılımcıların medeni durumuna göre tutum/algı faktörlerinden empati kurma faktörü arasında anlamlı bir fark (p<0.05) tespit edilmiştir. Tukey HSD ve Scheffe testlerine göre Bekârlar ile Evli (çocuk sahibi) grupları arasında anlamlı bir farklılık vardır. Ortalama verilerine göre; evli olanların bekârlara göre Suriyelilere karşı empati kurma konusunda daha olumlu yaklaşım içerisinde oldukları anlaşılmaktadır.

Tablo 5. Katılımcıların Suriyelilere Karşı Tutum/Algısının Medeni Durum Yönünden Karşılaştırılması

Yanıt kategorileri: 1: Kesinlikle katılmıyorum, 2: Katılmıyorum, 3:Kararsızım, 4: Katılıyorum, 5: Kesinlikle Katılıyorum

Tablo 6’da katılımcıların Suriyelilere karşı tutum/algısının meslek yönünden karşılaştırmasına yönelik sonuçlar yer almaktadır. Yapılan Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) sonucunda katılımcıların mesleklerine göre tutum/algı faktörlerinden vatandaşlık verme ve birlikte yaşam faktörü arasında anlamlı bir fark (p<0.05) tespit edilmiştir. LCD testine göre işsiz ile ev hanımı ve öğrenci meslek grupları arasında ve memur ile öğrenci meslek grupları arasında anlamlı bir farklılık vardır. Ortalama verilerine göre; Suriyelilere vatandaşlık verilmesi ve Suriyelilerle birlikte yaşama konularında çiftçi ve işsiz gruplar daha olumlu tutum/algıya sahipken; ev hanımı ve öğrenci meslek grupları daha olumsuz tutum/algıya sahiptir.

Tablo 6. Katılımcıların Suriyelilere Karşı Tutum/Algısının Meslek Yönünden Karşılaştırılması

Yanıt kategorileri: 1: Kesinlikle katılmıyorum, 2: Katılmıyorum, 3:Kararsızım, 4: Katılıyorum, 5: Kesinlikle Katılıyorum

Tablo 7’de katılımcıların Suriyelilere karşı tutum/algısının yaşanılan bölge yönünden karşılaştırmasına yönelik sonuçlar yer almaktadır. Yapılan Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) sonucunda katılımcıların yaşadıkları bölgelere göre tutum/algı faktörlerinden vatandaşlık verme ve birlikte  yaşam faktörü arasında anlamlı bir fark (p<0.05) tespit edilmiştir. LCD testine göre İç Anadolu ile Marmara, Ege ve Karadeniz bölgesi grupları arasında ve Akdeniz ile Marmara, Ege, Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgesi grupları arasında anlamlı bir farklılık vardır. Ortalama verilerine göre; Suriyelilere vatandaşlık verilmesi ve Suriyelilerle birlikte yaşama konularında Marmara ve Ege bölgesinde yaşayanlar daha olumlu tutum/algıya sahipken; Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde yaşayanlar daha olumsuz tutum/algıya sahiptir.

Tablo 7. Katılımcıların Suriyelilere Karşı Tutum/Algısının Yaşanılan Bölge Yönünden Karşılaştırılması

Yanıt kategorileri: 1: Kesinlikle Katılmıyorum, 2: Katılmıyorum, 3:Kararsızım, 4: Katılıyorum, 5: Kesinlikle Katılıyorum

Tablo 8’de katılımcıların Suriyelilere karşı tutum/algısının yaşanılan bölge yönünden karşılaştırmasına yönelik sonuçlar yer almaktadır. Yapılan Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) sonucunda katılımcıların yaşadıkları bölgelere göre tutum/algı faktörlerinden çalışma hakkı verilmesi ve suça meyil faktörü arasında anlamlı bir fark (p<0.05) tespit edilmiştir. LCD testine göre İç Anadolu ile Güneydoğu Anadolu ve Karadeniz Bölgesi grupları arasında ve Akdeniz ile Karadeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi grupları arasında anlamlı bir farklılık vardır. Ortalama verilerine göre; Suriyelilere çalışma hakkı verilmesi ve Suriyelilerin suça meyli konularında İç Anadolu ve Akdeniz Bölgesi’nde yaşayanlar daha olumlu tutum/algıya sahipken; Karadeniz ve Marmara Bölgesi’nde yaşayanlar daha olumsuz tutum/algıya sahiptir.

Tablo 8. Katılımcıların Suriyelilere Karşı Tutum/Algısının Yaşanılan Bölge Yönünden Karşılaştırılması

 

Yanıt kategorileri: 1: Kesinlikle katılmıyorum, 2: Katılmıyorum, 3:Kararsızım, 4: Katılıyorum, 5: Kesinlikle Katılıyorum

Tablo 9’da katılımcıların Suriyelilere karşı tutum/algısının daha önce kavga etme yönünden karşılaştırmasına yönelik sonuçlar yer almaktadır. Yapılan Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) sonucunda katılımcıların daha önce kavga etme durumlarına göre tutum/algı faktörlerinden kaynaşma faktörü arasında anlamlı bir fark (p<0.05) tespit edilmiştir. LCD testine göre tüm gruplar arasında anlamlı bir farklılık vardır. Ortalama verilerine göre; Suriyelilere kaynaşma konusunda daha önce kendisi veya yakını  Suriyelilerle kavga etmeyenler daha olumlu tutum/algıya sahiptir.

Tablo 9. Katılımcıların Suriyelilere Karşı Tutum/Algısının Yaşanılan Daha Önce Kavga Etme Yönünden Karşılaştırılması

 

Yanıt kategorileri: 1: Kesinlikle katılmıyorum, 2: Katılmıyorum, 3:Kararsızım, 4: Katılıyorum, 5: Kesinlikle Katılıyorum

Sonuç ve Tartışma

Genel olarak katılımcıların Suriyelilere karşı olumsuz tutum/algıya sahip olmadıkları belirlenmiştir. Ayrıca, katılımcıların Suriyelilerle kaynaşma, Suriyelilere karşı önyargılı olmama ve Suriyelilere çalışma hakkı verilmesi/suça meyilli olmamaları konularında daha olumlu tutum/algıya sahip oldukları tespit edilmiştir. Öte yandan, Suriyelilere vatandaşlık hakkı verilmesi/birlikte yaşama ve empati kurma konularında ise daha olumsuz tutum/algıya sahip oldukları saptanmıştır.

Katılımcıların demografik özelliklerine ve Suriyelilere karşı davranışsal özelliklere göre; evli olanların bekârlara göre Suriyelilere karşı daha çok empati kurma yaklaşımı içerisinde oldukları anlaşılmıştır. Ayrıca, Suriyelilere vatandaşlık verilmesi ve Suriyelilerle birlikte yaşama konularında çiftçi ve işsizlerin daha olumlu tutum/algıya sahipken; ev  hanımı ve öğrencilerin daha olumsuz tutum/algıya sahip oldukları belirlenmiştir. Diğer yandan, Suriyelilere vatandaşlık verilmesi ve Suriyelilerle birlikte yaşama konularında Marmara ve Ege Bölgesi’nde yaşayanların daha olumlu tutum/algıya sahipken; Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yaşayanlar daha olumsuz tutum/algıya sahip oldukları tespit edilmiştir. Bunun sebebi Akdeniz Bölgesi’nde çalışma imkânlarının olması, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde ise birçok ilin Suriye sınırında bulunması, Suriyelilerin bu bölgedeki illerde akrabalarının varlığı önemli bir faktör olarak değerlendirilebilir. Öte yandan, Suriyelilere çalışma hakkı verilmesi ve Suriyelilerin suça meyli konularında İç Anadolu ve Akdeniz Bölgesi’nde yaşayanlar daha olumlu tutum/algıya sahipken; Karadeniz ve Marmara Bölgesi’nde yaşayanlar daha olumsuz  tutum/algıya  sahip oldukları saptanmıştır. Son olarak, Suriyelilerle kaynaşma konusunda daha önce kendisi veya yakını Suriyelilerle kavga etmeyenlerin daha olumlu tutum/algıya sahip oldukları anlaşılmıştır.

Göç İdaresi Genel Müdürlüğü 19.07.2018 tarih itibarı ile sayıları 3.331.395’i bulan Suriyeli sığınmacılar için Üniversiteler, Belediyeler, Kızılay, AFAD vb. resmi kurum ve kuruluşlar ve alanda çalışma yapan sivil toplum kuruluşları hizmet sunmaktadır. Tüm bu uğraşlar Suriyeli sığınmacıların geçici misafirliklerinin Suriye’deki istikrarsız, çözüme kavuşmayan kargaşa ortamının uzamasından ötürü Türkiye toplumunda da birtakım problemleri beraberinde getirmektedir. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının birçok konuda Suriyeli sığınmacılar ile sorunlar yaşadığı gözlemlenmektedir. Bu sorunlar kimi zaman medya veya art  niyetli  gruplar  tarafından körüklenerek kullanılmaktadır. Suriyeli sığınmacıların Türkiye toplumuna adaptasyonu sürecinde Türklerin Suriyelilere bakış açısının 2011 yılındaki bakış açısından uzaklaştığı görülmektedir. Temel  sorunların  başında Suriyeli sığınmacıların statülerinin netlik kazanmaması ile birlikte onlara vatandaşlık verilip verilmeyeceği sorunsalı büyük önem  taşımaktadır. Ayrıca Türk toplumunun kendi kültürü dışındaki farklı özelliklere sahip kültürlerle/kişilerle empati kurabilme yeteneğinin gelişim düzeyinin oluşup oluşmadığı, iletişim kurma arzusunun, paylaşımda bulunma isteğinin var olup olmadığı önemli sorunlardandır.

Türkiye Cumhuriyeti’ne 2011 yılında bir anda akın akın gelen Suriyeli sığınmacılar toplumda kısa süreliğine şok etkisi yaratmış fakat bu süreç göçmen tecrübesi bulunan devletin doğru stratejiler izlemesi sayesinde önemli ölçüde kontrol altına alınmıştır. Fakat uzayan misafirlik süresi ve artan sayıları nedeni ile sosyal, kültürel, ekonomik vb. her alanda Türkiye’yi etkileyen Suriyeli sığınmacılar konusu aştırmacılar tarafından araştırılması gerekli bir alan olmuştur. Türkiye’de yapılan çalışmalar ve sonuçları incelendiğinde; Suriyeli sığınmacıların bakış açısına göre kendilerini eşit şartlarda, huzurlu ve güven içerisinde hissetmeleri için kendilerine vatandaşlık verilmesinin gerekli olduğudur. Fakat tam da bu  noktada Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarında Suriyeli sığınmacıların burada kalacakları, ekonomik olarak külfet olacakları korkusu ile Suriyeli sığınmacılara vatandaşlık verilmesi hususunda büyük çoğunluğun olumsuz görüşü hakimdir (Tunç, 2015: s.58; Özdemir, 2017, s.132; Gülyaşar, 2017, s.678, Saçan vd., 2017, s.28; BAREM, 2016; Sandal vd,, 2016, s.480) Tümtaş, 2018, s.26; Paksoy ve Şentöregil, 2018, s.237). Suriyeliler vatandaşlık verilmesi Türkiye vatandaşları ile Suriyeli sığınmacılar arasında olumsuz durumları derinleştireceğidir. Araştırmacıların çalışmalarında elde ettikleri bu sonuçlar çalışmada elde edilen “Türkiye vatandaşlarının görüşleri değerlendirildiğinde Suriyeli sığınmacıların vatandaşlık isteklerinin tersine büyük oranda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının Suriyelilerin vatandaş olarak kabul edilmesine karşı olmasısonucu ile paralellik göstermektedir. Çalışmalarda çıkan bu sonucu birçok nedene bağlamak mümkündür;

BAREM’in, 2016’da WIN/Gallup International ile yaptığı “Mülteciler Araştırması” raporunda Türkiye’de mültecilere karşı olumlu algının %29, olumsuz algının ise %64 olduğu bildirilmiştir (BAREM,2016). Gülyaşar (2017, s.678) kişilerin olumsuz imaj algısına sahip olması onların kültürel ve ekonomik olarak bize yük oldukları düşüncesinin bir sonucu olduğu iken; Paksoy ve Şentöregil (2018, s.237); Saçan vd. (2017, s.28); Sandal vd. (2016, s.480) Türkiye vatandaşlarının Suriyelileri kendi yaşamları için tehdit olarak gördüklerini ve Suriyelilerin Türkiye’yi kargaşaya sürükleyeceklerini düşündükleri sonucuna varmışlardır.

Karataş (2015, s.148); Topkaya ve Akdağ (2016, s.767) Türkiye’de Suriyelilere sunulan imkânların fazla olduğu/algılanması yerel halkın, sosyal yaşam aktivitelerini yerine getirirken duydukları rahatsızlıktan kaynaklandığı sonucuna varmışlardır. Özdemir (2017, s.115); Tunç (2015, s.58); Sandal vd. (2016, s.480); Paksoy ve Şentöregil (2018, s.237) elde ettikleri sonuca göre Türklerin ekonomik kaygıları (gelir kaybı, istihdam yetersizliği, kiraların yükselmesi, iş kaybetme), güvenlik sorunu (hırsızlık, tedirginlik, cinayet), temel haklar (vatandaşlık, çalışma hakkı, otuma izni), kamusal haklar (belediye, sağlık, eğitim, sosyal, siyasi) sorunlar nedeni ile halkın Suriyeli sığınmacılara bakış açısının olumsuz olduğu yönündedir. Çalışmacıların bu yönde elde ettikleri sonuçlar “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Suriyelilere karşı olumsuz tutum/algıya sahip olmadıkları, buna bağlı olarak katılımcıların Suriyelilerle kaynaşma, Suriyelilere karşı önyargılı olmama ve Suriyelilere çalışma hakkı verilmesi/suça meyilli olmamaları konularında daha olumlu tutum/algıya sahip oldukları tespit edilmiştir” sonucu ile de zıtlık göstermektedir.

Kaynakça / Reference

A World at School (2015). Partnering for a better future: Ensuring educational opportunity for all Syrian refugee children and youth in turkey. http://www.aworldatschool.org. adresinden ulaşılmıştır.

Apak, H. (2015). Suriyeli göçmenlerin gelecek beklentileri: Mardin örneği.

Birey ve Toplum, 5, 125-142.

Balcı, Ali. (2011). Sosyal bilimlerde araştırma, Ankara: Pegem Yayıncılık.

BAREM (2016). Mülteciler sorunu Dünya’yı böldü. Erişim Adresi:

http://www.barem.com.tr/multeciler-sorunu-dunyayi-boldu/.

Braber, N. (2004). Language and intercultural communication problems. Leeds Working Papers, 10, 1-10.

Byram, M. ve Feng, A.W. (Ed.) (2006). Living and studying abroad: Research and practice. Clevedon: Multilingual Matters Ltd.

Byram, M., Nichols, A. ve Stevens, D. (2001). Developing intercultural competence in practice. USA: Multingual Matters Ltd.

Demirkan, M. (2007). Kültürler arası iletişim problemlerine sebep olan başlıca faktörlerin çalışanların demografik özellikleri bakımından incelenmesi: Uluslararası bir örgütte uygulama. Yüksek Lisans Tezi, Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kütahya.

Erdoğan, M. M. (2015). Türkiye’deki Suriyeliler: Toplumsal kabul ve uyum. Ankara: Hacettepe Üniversitesi Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi Yayınları.

Goshylyk, V. ve Goshylyk, N. (2010). A Glossary of intercultural communication. Vasyl Stephanyk Precarpathian National University, 14-31.

Gülyaşar, M. (2017). Suriyeliler ve vatandaşlık: Yerel halk ve Suriyeli sığınmacılar çerçevesinde bir değerlendirme. OPUS Uluslararası Toplum Araştırmaları Dergisi, 7(13), 676-705.

Hamburg, I. (2011). Intercultural learning and collaboration aspects in communities of practice. WEBIST, 503-506.

İçduygu, A., Erder, S. ve Gençkaya, Ö. F. (2014). Türkiye’nin uluslararası göç politikaları,   1923-2023:    Ulus-devlet    oluşumundan    ulus-ötesi dönüşümlere. MiReKoc Araştırma Raporları, 1, 2014, Koç Üniversitesi Göç Araştırmaları Merkezi.

Kağnıcı, D. Y. (2017). Suriyeli mülteci çocukların kültürel uyum sürecinde okul psikolojik danışmanlarına düşen rol ve sorumluluklar. Elementary Education Online, 16(4), 1768-1776.

Kalaycı, Ş, (2006). SPSS uygulamalı çok değişkenli istatistik teknikleri. Ankara: Asil Yayın Dağıtım.

Karataş, M. (2015). Türk yazılı basınında Suriyeli sığınmacılar ile halk arasındaki ilişkinin incelenmesi. Göç Araştırmaları Dergisi, 1(2), 112-151.

 

Kartarı, A. (2006). Farklılıklarla yaşamak kültürlerarası iletişim. Ankara: Ürün Yayınları.

Krosnick, J. A., Judd, C. M. ve Wittenbrink, B. (2005). The measurement of attitudes. The handbook Of Attitudes, 21, 76.

Osch, J. M. J. V. ve Brugelmans, S.M. (2011). Perceived ıntergroup difference as an organizing principle of  ıntercultural  attitudes  and  acculturation  attitudes. Journal of Cross-cultural Psychology. XX (X): 1-21.

Özdemir, E. (2017). Suriyeli mülteciler krizinin Türkiye’ye

etkileri. Uluslararası Kriz ve Siyaset Araştırmaları Dergisi, 1(3). 114-140

Özdemir, E. (2017). Suriyeli  mültecilerin  türkiye’deki  algıları.  Journal  of  Defense Sciences/Savunma Bilmleri Dergisi, 16(1), 115-136.

Paksoy, A. F. ve Şentöregil, M. (2018). Türk basınında Suriyeli sığınmacılar:  İlk beş yılın analizi (2011-2015). Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Akademik Dergisi, 11(1), 237-256.

Sandal, E. K., Hançerkıran, M. ve Tıraş, M. (2016). Türkiye’deki Suriyeli mülteciler ve Gaziantep ilindeki yansımaları. Gaziantep University Journal of Social Sciences, 15(2), 461-483.

Saçan, S., Cizdan G. ve Tabak Hikmet D. (2017). Aydın halkının Suriyeli göçmenlere yönelik bakış açısının incelenmesi. Adnan Menderes Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dergisi, 1(1), 28-38.

Stepanoviene, A. (2011). Exchange students’ experiences in ıntercultural communication. studies about languages, 18, 60-64. The Association of International Education Counsellors (AIEC). Erişim Adresi: http://www.ued.org.tr/en/default.asp

Topkaya, Y. ve Akdağ, H. (2016). Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının Suriyeli sığınmacılar hakkındaki görüşleri (Kilis 7 Aralık Üniversitesi örneği). Çankırı Karatekin Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 7(1), 767-786.

Tunç, A. Ş. (2015). Mülteci davranişi ve toplumsal etkileri: Türkiye’deki

Suriyelilere ilişkin bir değerlendirme. Tesam Akademi Dergisi 2(2). 29 – 63

Tümtaş, M. S. (2018) Toplumsal dışlanmadan vatandaşlık tartışmalarına  Suriyeli kent mültecileri. Akdeniz Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 18(37), 26-47.

Wiwczaroski, T. B. (2011).  Student  attitudes  and  intercultural  communication studies. English for Specific Purposes World, 32: 1-10.

İnternet kaynakları

AFAD,          (2018).         Geçici        barınma        merkezleri.         Erişim          Adresi: https://www.afad.gov.tr/upload/Node/2374/files/21_05_2018_Suriye_GBM_ Bilgi_Notu.pdf

Uluslar        Arası       Mülteci       Hakları       Derneği       (2018).      Erişim       Adresi:

https://www.umhd.org.tr/

UNHCR,        (2018).       Total       persons        of       concern,        Erişim        Adresi:

https://data2.unhcr.org/en/situations/syria

İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü (2018). Yıllara göre geçici koruma                              kapsamındaki                 Suriyeliler.                Erişim                Adresi: http://www.goc.gov.tr/icerik6/gecici-koruma_363_378_4713.

Kalkınma Bakanlığı (2014). Özel İhtisas Komisyonu Raporu. Onuncu Kalkınma      Planı       (2014-2018).                    Göç.              Erişim                        Adresi: http://www3.kalkinma.gov.tr/DocObjects/View/15961/oik_goc.pdf