Uluslararası Af Örgütü kendisini tüm insanların insan haklarından faydalandığı bir dünya için mücadele eden 10 milyondan fazla kişinin oluşturduğu bir hakaret olarak tanımlıyor ve düzenli olarak hak ihlalleriyle ilgili raporlar yayımlıyor. Örgüt,23 Haziran 2021 tarihinde “Greece: Violence, liesandpushbacks” (Yunanistan: Şiddet, yalanlar ve geri itmeler) adlı 46 sayfalık yeni bir rapor yayımladı. Bu yazı da raporun çevirisinden oluşmaktadır. Raporun alt başlığı “Avrupa Sınırlarında Mülteci ve Göçmenlere Hala Güvenlik ve Sığınma Hakkı Sağlanmıyor.” Bu rapor 2020 yılının haziran-aralık döneminde Türkiye-Yunanistan sınırını oluşturan Meriç Nehri bölgesindeki Yunan sınır polisinin uygulamalarını kapsıyor.

Uluslararası Af Örgütü bu yeni raporda mülteci ve göçmenlere yönelik işkence, kötü muamele ve yasa dışı geri itmelere ilişkin yeni kanıtları ortaya koydu. Uluslararası Af Örgütü’nün yayımladığı “Yunanistan: Şiddet, yalanlar ve geri itmeler” başlıklı rapor,16 kişinin tanıklıklarına dayanarak, Haziran ile Aralık 2020 arasında meydana gelen 21 yeni geri itme vakasını ve diğer ihlalleri belgeliyor.

Yunanistan, Şubat ve Mart 2020’de, Türkiye’nin kara sınırlarını tek taraflı olarak açmasına cevaben mültecileri ve göçmenleri şiddetli bir şekilde geri itmişti. Nisan 2020’de Uluslararası Af Örgütü ve diğer birçok insan hakları örgütü, Türkiye’de siyasi gerilimlerin arttığı bir dönemde, Yunanistan’ın insanların AB’ye girmesini engellemek için sistematik olarak “geri itmelere” başvurduğunu ve diğer türde insan hakları ihlalleri işlediğini belgelemişti. Aylar sonra, resmi makamların sistematik inkarlarına rağmen, cezasızlık iklimiyle şiddetlenen bir ortamda geri itmeler göçmenlerin ve mültecilerin haklarını düzenli olarak çiğnemeye devam ediyor. Bu araştırma, o dönemdeki olayların ardından, Haziran ile Aralık 2020 arasında meydana gelen vakaları belgeleyerek, Yunanistan’ın sınırlarındaki insan hakları ihlallerinin devam ettiğini ve yerleşik bir uygulama haline geldiğini gösteriyor. Yunanistan’ın şiddet içeren taktikleri karada ve denizde yerleşik bir sınır denetimi yöntemi olarak sürekli ve rutin şekilde kullandığını kanıtlıyor. Rapor, ağırlıklı olarak, Yunanistan-Türkiye kara sınırında Evros bölgesindeki hukuka aykırı operasyonlara odaklanıyor ve tekrarlanan ihlallerin sıklığına ve benzerliğine dikkat çekiyor. Raporda belgelenen olayların tamamı AB ve uluslararası insan hakları hukukunu ihlal eden zorla geri göndermelerle sonuçlandı. Ayrıca, göçmenleri ve mültecileri durdurmak, yakalamak ve geri göndermek için kullanılan; şiddet ve keyfi gözaltı, kötü muamele ve muhtemelen işkence de içeren yöntemler sıklıkla kendi başına ihlal teşkil ediyor.

Uluslararası Af Örgütü Avrupa Göç Araştırmacısı Adriana Tidona konu hakkında yaptığı açıklamada, “Yunanistan makamlarının birçok kolunun, Yunanistan’a sığınan insanları yakalayıp gözaltına almak, birçoğunu şiddete maruz bırakarak Meriç Nehri kıyılarına götürmek ve ardında da hızla Türkiye’ye geri göndermek için sıkı bir biçimde koordine olduğu ortada” dedi. Tidona, sözlerini şöyle sürdürdü: “Araştırmamız, şiddetli geri itmelerin, Yunanistan’ın Evros bölgesinde fiili sınır denetimi politikası haline geldiğini gösteriyor. Belgelediğimiz vakalarda, bazı kişilerin birden çok kez geri itilirken bazı durumlarda ise gayriresmi alıkoyma merkezleri aracılığıyla yapılan geri itilmeler söz konusu. Yaklaşık bin kişiyi etkileyen bu geri göndermeleri uygulamak için gerekli organizasyon düzeyi, Yunanistan’ın insanları yasa dışı biçimde geri göndermek ve bunu örtbas etmek için ne kadar ileri gittiğini gösteriyor.” Adriana Tidona sözlerini şöyle sonlandırdı, “Görüştüğümüz kişilerin hepsi, Frontex’in çok sayıda personel bulundurduğu bölgelerden geri itilmişti. Bu nedenle ajans, bizim ve diğer birçok insan hakları örgütünün belgelediği ihlallerden haberdar olmadığını iddia edemez. Frontex insan hakları ihlallerini önlemekle yükümlüdür; bunu etkin şekilde yapamıyorlarsa Yunanistan’daki faaliyetlerini geri çekmeli veya askıya almalılar.” Konuya dair açıklamalarda bulunan Uluslararası Af Örgütü Almanya teşkilatının mülteciler uzmanı FranziskaVilmar, “şiddet kullanılarak uygulanan Push-Back’lerin (geri itme), Meriç Nehri bölgesinde Yunan sınır siyasetinin bir parçası olduğunun” yapılan araştırmalarla ortaya konduğunu dile getirdi.

Fiili bir politika olarak geri itmeler

Uluslararası Af Örgütü, geri tepmelerle sonuçlanan ihlallerin ve olay örgüsünün, belgelenen vakaların tümünün ortak özelliği olduğunu tespit etti.Görüşülen kişiler, karadan gerçekleştirilen geri itmelerde, Yunanistan topraklarında yakalandıklarını, çoğunlukla keyfi olarak gözaltına alındıklarını ve nihayetinde Meriç nehri üzerinden Türkiye’ye nakledildiklerini anlattılar.Vakaların çoğunda, geri itme operasyonlarını gerçekleştiren kişiler tarafından şiddete maruz kaldıklarını veya buna tanık olduklarınıbildirdiler. Uluslararası Af Örgütü’nün edindiği birbiriyle tutarlı tanıklıklara göre, geri gönderme operasyonları kolluk güçlerine mensup olduğu görülen kişiler tarafından, genellikle sivil veya armasız (üniforma olmayan veya anlaşılır bir işaret taşımayan) kıyafetler giyen kişilerin katılımıyla gerçekleştirildi. Belirgin tavırları, kıyafetleri, davranışları ve üniformalı görevliler olarak tarif edilen kişilerle koordinasyonlarına ilişkin anlatımlara bakıldığında sivil giyimli bu kişilerin görevlilerle koordineli bir şekilde veya onların emriyle çalıştığı anlaşılıyordu. Vakaların çoğunda, geri itilen kişiler, Uluslararası Af Örgütü’ne, sivil giyimli üçüncü ülke vatandaşlarının, onları nehir üzerinden geri göndermek için kullanılan botlarda çalıştığını söyledi.

Anakara Yunanistan’dan geri itmeler

Uluslararası Af Örgütü, geri itmelerin yalnızca sınırlardaki insanları etkilediği yönündeki yaygın kanaatin aksine, kişilerin ve (varsa) onlara eşlik eden aile üyelerinin anakara Yunanistan’da yakalandığı dört vakayı belgeledi. Bu vakaların ikisinde kişiler, Yunanistan’da kayıtlı koruma statüsüne sahipti. İnsanlar sınırdan 700 kilometreye kadar varan bir uzaklıkta yakalanıp, gözaltına alındıktan sonra Türkiye kara sınırına götürülerek geri gönderildi. İnsanlar anakara Yunanistan’ın iç bölgelerinde de yakalanıp gözaltına alınıyor ve sonrasında yasa dışı bir biçimde geri gönderilmek üzere Evros bölgesine götürülüyor.

Keyfi Gözaltı ve Tutuklama

Uluslararası Af Örgütü, Yunanistan’ın kuzey bölgelerinde yakalanıp keyfi şekilde gözaltına alındıktan sonra kalabalık gruplarla Türkiye’ye geri itilen dört kişiyle konuştu. Mülteci statüsü kabul edilen bir kişi ile yaklaşık bir yıldır anakara Yunanistan’da yaşayan kayıtlı bir sığınmacı da bu kişiler arasındaydı. Onlardan biri, Yunanistan’da kayıtlı bir sığınmacı olan 31 yaşındaki Suriyeli Nabil, Uluslararası Af Örgütü’ne, Yunanistan’ın kuzeybatısında bir liman kenti olan İgumeniça’da gözaltına alındığını söyledi. Polis ona Atina’ya götürüleceğini ve sonrasında serbest bırakılacağını söyledi ancak Meriç kara sınırına yakın bir yerde ikinci bir alıkoyma merkezine götürüldü, dövüldü ve aralarında çocukların da bulunduğu 70 kişilik bir grupla birlikte geri itildi. Nabil, Uluslararası Af Örgütü’ne, “Otobüse binmeden önce sığınmacı kartımı gösterdim ama kartı alıp yırttılar ve otobüse binmemi söylediler” dedi.

Belgelenen 12 vakada, kişiler, geri itilmeden önce, birkaç saat ila bir günden fazlasına kadar değişen sürelerle telefon imkanı, avukatlar veya kayıt prosedürlerine erişimleri olmaksızın alıkoyma merkezlerinde tutulduklarını belirtti. İnsanları alıkoymak için hem “resmi” hem de “gayriresmi” alıkoyma merkezleri kullanıldı. Birçok kişi, merkezlerdeki sağlığa zararlı ve bazı durumlarda aşırı kalabalık koşulları bildirdi; zaman zaman da temiz su veya çalışır durumda tuvaletlerin olmadığı söylendi.

Şiddet ve İşkence ile Diğer İnsanlık Dışı veya Alçaltıcı Muamele Kapsamına Giren Fiiller

Birçok vakada, bildirilen şiddet vakaları, uluslararası hukukun insanlık dışı ve alçaltıcı muamele yasağını ihlal etti. İçerdikleri şiddet düzeyi ile aşağılayıcı veya cezalandırıcı maksat taşımalarından ötürü aynı zamanda işkence kapsamına giren vakalar mevcuttu. Bildirilen şiddet vakaları arasında, bazı durumlarda ağır yaralanmalara yol açan sopa veya cop darbeleri, tekmeler, yumruklar, tokatlar ve itmeler var. Erkekler çoğunlukla aşağılayıcı ve saldırgan çıplak aramalara maruz bırakıldı ve bazı durumlarda aramalar kadınların ve çocukların gözü önünde yapıldı.

En ağır şiddet eylemlerinin genellikle geri itmelerin son aşamasında, çoğunlukla nehir kenarında meydana geldiği ifade edildi. “Komando” veya “asker” olarak tarif edilen görevliler sıklıkla fail olarak işaret edildi. Ağustos 2020’de dört kez geri itilen 25 yaşındaki Suriyeli Saif Uluslararası Af Örgütü’ne, ikinci girişiminde birlikte seyahat ettiği grubun siyah giyimli, kar maskeli “askerler” tarafından tuzağa düşürüldüğünü ve Yunanistan-Türkiye sınırındaki Meriç Nehri kıyısına götürüldüklerini anlattı. Gruptaki iki kişi kaçmaya çalışmış ancak askerlerden biri tarafından durdurulmuş ve acımasızca dövülmüş. Birinin omurgasının kırıldığını düşünen Saif, “Kıpırdayamıyordu, ellerini bile hareket ettiremiyordu” dedi. Saif’in anlattığına göre yaralı iki erkek askerler tarafından nehrin karşısına, Türkiye’ye geçirildikten sonra Türkiye askerleri bir ambulansla yaralılara yardıma geldi.

Bir kişi, Uluslararası Af Örgütü’ne, geri gönderme operasyonlarından biri sırasında kendisinin ve içinde olduğu grubun Meriç Nehri’nin ortasında bir adacığın yakınında bottan suya atlamaya zorlandığını ve günlerce bu adacıkta mahsur kaldıklarını söyledi. Bottan atılan bir erkeğin, yüzme bilmediği için suda batıp çıkarken yardım çığlıkları attığı ve akıntıya kapıldığı görüldü. Geri itmeler yalnızca sınır bölgelerinde meydana gelmiyor.

Uzun Zamandır Süregelen Hesap Verebilirlik Eksikliği

Yunanistan’ın yukarıda ayrıntılarıyla anlatılan geri itmelere ve diğer ihlalleri ilişkin süregelen ve gittikçe artan kanıtları gerektiği gibi soruşturmakta devamlı olarak yetersiz kalması mantığa aykırıdır. Diğer yandan, AB de bu ihlallerden ötürü Yunanistan’dan hesap sormakta devamlı yetersiz kalarak, nihai anlamda uygulamayı teşvik etti ve eylemsizlik yoluyla bunlara zımnen izin verdi. Geri itilen kişilerin adalet araması veya ihlalleri bildirmesi birçok sebeple etkin şekilde engellendi. “Herkesçe bilinen sır” AB’nin, insan hakları yükümlülüklerini Yunanistan’ın sınır denetimindeki rolüyle uyumlu hale getirememesidir. 2020’de mülteciler ve göçmenler sınırlarda şiddetli biçimde bastırılırken Yunanistan’ı “Avrupa’nın kalkanı” olarak nitelemekten Frontex’in hesap verebilir olmasını sağlamak konusundaki gönülsüz ve etkisiz adımlara kadar AB, bugüne kadar, sınırlarındaki geri itmeleri ve diğer şiddetli uygulamaları tereddütsüz şekilde kınamakta ve Yunanistan’ın politikalarını AB’nin kurucu değerleriyle uyumlu hale getirecek adımlar talep etmekte başarısız oldu.

Sonuç ve Tavsiyeler

Uluslararası Af Örgütü Yunanistan’ı karadan ve denizden yapılan tüm geri itmeleri derhal durdurmaya ve gelecekte de geri itmelerden kaçınmaya çağırmaktadır. Yunanistan artık ülkedeki geri itme uygulamalarının şiddet ve yaygınlık düzeyini kabul etmeli ve mülteciler ile göçmenlere yönelik hukuka aykırı geri göndermeler, keyfi gözaltı ve şiddet iddialarını soruşturmalıdır. AB ve üye devletler, Yunanistan’ın, sınırlarındaki mültecilerin ve göçmenlerin haklarını ihlal etmeye son vermesini sağlamak için acilen etkili tedbirler almalıdır. Bu kapsamda, Yunanistan’a karşı ihlal prosedürü başlatılmalı ve sınırlardaki insan hakları ihlallerine yönelik etkili ve bağımsız bir gözlem mekanizması kurulmalıdır. Karada ve denizde süregelen itmeler ve şiddete ilişkin kanıtlar ışığında, Frontex, Yunanistan’daki faaliyetlerini askıya almalı veya geri çekmelidir.

Kaynak: https://21yyte.org/tr/fikir-tanki/uluslararasi-af-orgutu-nden-yunanistan-siddet-yalanlar-ve-geri-itmeler-raporu
01.07.2021